Egzersiz Vücudun Doğal Ağrı Kesicisidir !…

Ağrılarınızdan düzenli egzersiz yaparak kurtulmak ister misiniz?

Ne sıklıkla egzersiz yapıyorsunuz ?

Ne tür egzersizler yapıyorsunuz?

Ağrılarınızdan kurtulmak için bir fizyoterapistten destek aldınız mı?

 

Günümüzde toplumun egzersiz konusunda bilgi düzeyinin yetersiz olması, egzersizin sağlık için öneminin yeterince anlaşılamaması ve giderek daha hareketsiz yaşam stilinin yerleşmesi; toplumda obezite, hipertansiyon, osteoporoz gibi hastalıkların görülme sıklığını artıran önemli nedenlerdendir. Yeterince hareket etmemek günümüzde, genç ve orta yaşlı kişilerin sıklıkla yaşamaya başladığı kronik ağrıların da başlıca sebepleri arasında sayılmaktadır.

Ağrılar, dayanılması güç hale geldiğinde günlük yaşamınızın tümünü etkiler. Bir şeyler kaldırıp indirmek ve taşımak, uzun süre aynı pozisyonda kalmak gibi aktiviteler tolere edilemez hale gelir. Bedenin doğal duruşu bozulabilir ve hareketler kısıtlanabilir. Ancak hareketlerinizi kısıtlayıp, yaşam kalitenizi düşüren birçok kronik ağrıdan düzenli egzersizle kurtulmak mümkündür. Yapılan çalışmalarda, düzenli egzersizin beyinde endorfin seviyesini arttırdığı bulunmuştur. Endorfin, beyin hücreleri tarafından üretilen, vücudun doğal ağrı kesicisi; ağrının vücuda daha az rahatsızlık vermesini sağlayan, vücudun mutluluk maddesidir.

Düzenli egzersizin mucizevi faydaları vardır. Yapılan birçok çalışmada egzersizin kemik dokusunun gelişimini uyardığı ve ilerleyen yıllarda kemik kaybını negatif yönde etkilediği buna bağlı olarak da osteoporoz (kemik erimesi) riskini azalttığı bulunmuştur. Kemik erimesi hakkında daha fazla bilgi için bu yazımıza göz atabilirsiniz. Düzenli egzersiz ile iskelet kaslarının liflerinde genişleme olur ve kas kuvveti artar. Ayrıca egzersizle birlikte stresin azaldığı ve anksiyetenin hafiflediği görülmüştür.

Sağlıklı bir gebelik için de egzersiz şarttır. Doğum öncesi, doğum sırası ve doğum sonrasında hem anne hem de bebek için yapılan düzenli egzersizlerin birçok yönden sağladığı fayda yanında, gebelik sürecinde karşılaşılabilecek ağrıları önlemek ve kontrol etmek için de düzenli egzersiz en etkili yoldur.

Yapılan başka bir çalışmada, kronik boyun ağrısı olan hastalara fizyoterapist eşliğinde 3-12 hafta süreyle uygulanan düzenli egzersizle birlikte ağrıda azalmanın yanında hareket açıklığında artma, genel sağlık ve iyilik halinde de düzelme sağlandığı görülmüştür.

Düzenli egzersiz için vakit bulamayan ya da bundan kaçınanlar, egzersizin yararlarını ilaçla da elde edebileceklerini düşünebilirler. Ancak yapılmış olan, 305 kontrollü çalışmayı inceleyen, daha  geniş çaplı bir araştırmaya göre; sadece düzenli egzersizle elde edilen yararı sağlamak için 12-13 farklı ilacı birlikte kullanmak gerekir. Bu ilaçların yan etkisi ve vücuda verdiği hasar göz önünde bulundurulduğunda, bir fizyoterapist tarafından özel olarak oluşturulacak egzersiz programının düzenli uygulanması ile hiçbir yan etki riski olmadan ağrısız bir günlük hayat mümkün.

 

Alışkanlıklarımızı değiştirmek hiç kolay değil ama mutlaka bir yolu var; yeter ki kararlı olun. Bu sebeple yarına ertelemeyin, şimdiden bir fizyoterapiste danışıp harekete geçin, ağrısız bir yaşamın anahtarı sizin elinizde.

 

DÜZENLİ EGZERSİZ PROGRAMIYLA AĞRILARINIZDAN KURTULMAK İÇİN FİZYOTERAPİSTİNİZ BURADA….

 

Elif ÖRSELOĞLU, Fizyoterapist (Fizyoterapistinizle ilgili detaylı bilgi almak için tıklayınız.)

 

KAYNAKLAR
  1. Ruqaiyah, R., Ratnawati, R., &Mustofa, E. Kadın Ordu Çalışanlarında Egzersizin Endorfin ve Folikül Uyarıcı Hormon Düzeylerine Etkileri. CukurovaMedicalJournal39(3), 496-500.
  2. Harrison, R. A., Roberts, C., &Elton, P. J. (2004). Doesprimarycarereferralto an exerciseprogrammeincreasephysicalactivityoneyearlater? A randomizedcontrolledtrial. Journal of PublicHealth27(1), 25-32.
  3. Iversen, V. M., Vasseljen, O., Mork, P. J., &Fimland, M. S. (2018). Resistancetrainingvs general physicalexercise in multidisciplinaryrehabilitation of chronicneckpain: A randomizedcontrolledtrial. Journal of rehabilitationmedicine50(8), 743-750.
  4. Artal, R., Sherman, C., &DiNubile, N. A. (1999). Exerciseduringpregnancy: safeandbeneficialformost. Thephysicianandsportsmedicine27(8), 51-75.

 

Müzik Sadece Ruhun Mu Gıdasıdır?

Kavramsal olarak bilinmezliğini koruyan “ruh”a ilişkin en sık duyduğumuz şeydir; “Müzik ruhun gıdasıdır.” sözü. Ruhun gizemli dünyasının yanında, ona müziğin iyi geldiğinden bu denli emin olmamızın sebebini gerçekten biliyor muyuz?

“Eğlenceli ve güzel olan şeyler neden hep zararlı?” deriz…
Ancak, müzik bunların arasından sıyrılır ve kimi zaman heyecan vererek, kimi zaman mutlu hissettirerek, kimi zaman da hüzünlendirerek; nihayetinde mutluluk hormonu salgılatarak hayatımızın bir köşesinden bize daima gülümser…

Peki,  müzik sadece ruha mı iyi geliyor?

Her ne kadar müziğin ruha iyi geldiğinden bahsetsek de aslında titreşim halinde olan bedenimizdir. Bedenimiz, adeta farklı tınıları olan bir enstrümanlar topluluğu gibidir. Bu enstrümanlar sürekli bir uyum içindedir ve bu uyumu korumak için devamlı çalışırlar. Biz farkında olmasak da bu uyuma katkısı olan birçok uyaran vardır. Ses ve en anlamlı hali olan “müzik” de bu uyaranlardan biridir. Bedenimizin derinliklerine inerek müziğin neleri değiştirdiğine yakından bir bakalım…

Stres ve ağrıya meydan okuyan ezgiler

Ses kulaktan içeri girdikten sonra beynin yorumuna göre bir anlam kazanır. Bu süreç, bazı elektrokimyasal mekanizmaların devreye girmesiyle meydana gelir. Beyinde sevilen sese verilen anlam, rahatlama ve gevşeme etkisi sağlayan kimyasalların salınımını tetikleyen bir elektrokimyasal süreci başlatır.

Müzik dinlemenin stresi azaltıcı etkisi, özellikle beyinde hipotalamustaki duygusal aktivite ile açıklanabilir. Vücuttaki stres cevaplarından sorumlu hipotalamus ve otonom sinir sistemi harekete geçtiğinde stres hormonu olan kortizolün salınımı artar. Sevilen, rahatlatıcı müzikler dinlediğimizde ise bu cevaplar baskılanır ve böylece stres azalır.

Dinlenilen müziğin ritmik yapısı ve frekansı, insan vücudunda bu frekansla ilişkili bazı sonuçlar doğurmaktadır. Dakikada 12 döngü civarında olan bir okyanus sesinin yaklaşık olarak bir insanın dinlenme halindeki nefes alışverişine eşit oluşu, kişinin istirahatte olma durumuyla ve rahatlama hissiyle yakından ilgilidir. Dolayısıyla müzik, nefes alışverişlerimiz için müzikal bir uyarı sağlayarak vücuttaki kasların gerginliğini azaltan ritmik bir yapı sunmaktadır.

Müzik, ilgili nöronlar yoluyla kan basıncı, nabız, vücut ısısı, cilt iletkenliği ve kas gerginliğini düzenleyen beyin sapı yanıtlarını başlatır. Beyin sapı nöronları, müzik temposuyla eş zamanlı uyarılır. Sevilen ve rahatlatıcı müzik dinlemek, kalp atışı ve kan basıncında stres kaynaklı artışları önler.

Mutluluk veren ağrı kesici

Müzik, beyindeki ödül merkezinde görev alan dopamin ve vücudun kendi morfini olan opioidler gibi nörokimyasalların salınımını artırarak omurilikteki ağrı uyaranlarını bastırır. Yapılan çalışmalar, müzik dinlemenin, vücuda rahatlık hissi sağlayan endorfinlerin salınımını artırdığını ve ağrı durumunda artış gösteren katekolamin seviyesini ise azalttığını göstermiştir.

Bağışıklığı güçlendiren haplar: Notalar

Müziğin belki de en kayda değer etkilerinden birine geldi sıra: “Müzik ve bağışıklık sistemi.” 15 dakika bile sevilen, rahatlatıcı müzik dinlendiğinde; bağışıklık sisteminde önemli rol oynayan interleukin-1 seviyesi artmaktadır. Aynı zamanda müzik; antibakteriyel, antiviral ve bağışıklık sistemini düzenleyici işleve sahip nitrik oksit ile vücudun önemli antikorlarından enfeksiyonlara karşı ilk savunma hattı olan Ig-A (immünoglobulin–A)  salınımını uyarmaktadır.

Böylelikle müzik dinlemenin, organizmanın bakteriyal ya da viral enfeksiyonlardan ve hipertansiyonun zararlı etkilerinden korunmasına yardımcı olabileceği düşünülmektedir.

Müzik ve davranış

Güven ve bağ kurma gibi duyguları güçlendirerek sosyal yaşamınız üzerinde ciddi olumlu etkiler sağlayan bir hormon olan oksitosin, sosyal davranışı düzenlediği bilinen vazopressin gibi hormonlar müzik ile aktive olmaktadır. Bu bulgular, müzikteki sosyal bileşenin biyolojik temelini oluşturmakta ve müziğin sosyal bağlar oluşturmada önemli bir rol oynadığını ortaya koymaktadır.

Terapötik süreçte müzik

Müziği sadece dinlemenin ötesinde; terapist eşliğinde uygulanan geniş bir “Müzik Terapi” yelpazesi bulunmaktadır. Seçilen hedefler doğrultusunda ve bir terapi disiplini çerçevesinde uygulanan müzik terapinin, nörolojik birçok hastalıkta ortaya koyduğu iyileşmeler gözle görülür derecededir.

Yapılan çalışmalarda, müziğin özellikle ritmik unsurlarından yararlanıldığı zaman, parkinsonda donma ataklarını önemli ölçüde azalttığı, buna ek olarak yürüyüş hızı ve adım uzunluğunu artırdığı; inmede yürüyüş simetrisini geliştirdiği ortaya konmuştur. Konuşma bozukluklarından MS’e (Multiple Skleroz), alzheimerdan depresyon ve şizofreniye kadar pek çok hastalığın tedavisinde müzik etkin olarak kullanılmaktadır.

Doğru Bilinen Bir Yanlış…

 

En iyi müzik klasik müziktir, Mozart dinlemem gerek!…

 

Kişiye en iyi gelen müzik onun sevdiği müziktir. Çünkü müzik insanın içinde yaşayıp gelişen bir unsurdur ve müzikal zevkler kişiye özeldir. Yapılan çalışmalarda her ne kadar klasik müziğin iyileştirici özelliklerinden bahsedilse de, bu sonuçların ortaya çıktığı popülasyonun müzikal tercihlerinin,  sonucu etkilemiş olması konusu net değildir. Ancak şu kesin olarak söylenebilir ki kişi aşina olduğu ve sevdiği müziği dinlediğinde beyindeki aktivasyon, hormonal mekanizmaların aktivasyonu ile en olumlu gelişmeler kaydedilmektedir.

Müziğinizi kendiniz seçin, ilacınız olsun…

Müziğin bir terapi olarak kullanıldığı geniş yelpazeyi sonraki yazılarda keşfetmeye devam edeceğiz. Müzik ile beynimizde neler oluyor? Müzik hangi hastalıkta, nasıl kullanılıyor, nasıl etki ediyor?

Tüm merak ettikleriniz için, fizyoterapistiniz burada…

 

Sena ÇARIKÇI, Fizyoterapist (Fizyoterapistinizle ilgili detaylı bilgi almak için lütfen tıklayınız.)

 

KAYNAKLAR
  1. Chanda, M.L. and D.J. Levitin. 2013. The neurochemistry of music. Trends in cognitive sciences. 17(4): p. 179-193.
  2. Dobek, C. E. 2013. Effects of Music on the Pain Response in the Central Nervous System Using Functional Magnetic Resonance Imaging.
  3. Juslin PN, Västfjäll D. 2008. Emotional responses to music: The need to consider underlying mechanisms. Behavioral and brain sciences. 31(5): p. 559-575.
  4. Karamızrak N. 2014. Ses ve müziğin organları iyileştirici etkisi. Koşuyolu Kalp Dergisi. 17(1): p. 54-57.
  5. Schauer, M., & Mauritz, K.-H. 2003. Musical motor feedback (MMF) in walking hemiparetic stroke patients: randomized trials of gait improvement. Clinical rehabilitation, 17(7): p. 713-722.