Quadriceps Güçlendir-me!

Dizi ağrıyanların dikkatine, lütfen bacak kaslarınızı GÜÇLENDİRMEYİN.

Diz çevresinde ağrı şikayetine çare aradığınızda, sıklıkla şöyle bir süreçle karşılaşırsınız. Hekime başvurursunuz -büyük ihtimalle ortopedi hekimi- şanslıysanız muayene olursunuz, MR çekilir, MR raporunuzda şöyle ifadeler olabilir; medial/lateral menisküs … grade 2 dejenarasyon, eklem boşluğunda artmış effüzyon vs.

Öncelikle MR raporunda yazılanların, klinik bir değerlendirme olmadan tek başına bir anlamı olmadığının altını çizmek isterim. MR görüntülerinin hata payı çok yüksektir. Son bir yıl içinde iki kez şununla karşılaştım, travma sonrası diz ağrısı ile bana başvuran iki kişinin MR raporlarına göre ön çapraz bağlarında tam kopma görüntüsü vardı. Ancak klinik tabloları kopuk bir bağ ile örtüşmüyordu, ki hekimleri de aynı şeyi söylemişti. Sonuçta çekilen ikinci MR’da ikisinde de aslında bağın kopuk olmadığı ortaya çıktı. Ayrıca yapılan çalışmalarda, hiçbir şikayeti olmayan kişilerin diz MR görüntülerinde de bu bulgulara rastlanabildiğini görüyoruz.

Bu basamağın sonrasında fizyoterapiye yönlendirilebilirsiniz. Başvuracağınız fizyoterapi kliniği ve fizyoterapiste göre alacağınız tedavi değişiklik gösterebilir. Ama bir şey değişmez; merdiven ve yokuşlardan kaçınmanız ve bacağın üst kısmında kalan quadriceps kaslarını güçlendirmeniz üzerine basa basa önerilir.

Quadriceps kasları kalçanızdan diz kapağının altına kadar uzanan, bacağın üst-ön tarafını kaplayan ve dizi düzleştirme hareketini yapmanızı sağlayan oldukça büyük bir kas grubudur. Bu kas diziniz yaralandığında ya da mesela ameliyat olduğunuzda -bağ tamiri ya da belki protez- otojenik inhibisyon dediğimiz bir durum gelişir. Sinir sisteminden bu kasa giden uyarılar durur. Bu, vücudun diz eklemini iyileşene kadar korumaya almak için yaptığı doğal bir tepkidir. Doğal olarak dizdeki büyük yaralanma ve ameliyatlardan sonraki rehabilitasyon sürecinde, quadriceps kasının yeniden çalışmasını sağlamak ve gücünü korumak öncelikli bir adım olarak yer alır.

Fakat yaralanma ya da ameliyat söz konusu olmayan, kronik diz ağrısı tablosunda da -patellofemoral ağrı sendromu olarak duyabilirsiniz- benimsenen quadriceps güçlendirme tavsiyesi, aslında bu durumda dizin üzerindeki baskıyı artırarak şikayetleri artırabilir. Bu durumda hiçbir iyileşme olmayabilir.

Belirgin bir yaralanmanın olmadığı diz ağrılarında şikayetlerin kaynağı sizi korumaya çalışan sinir sisteminizdir. Dizin üzerinde dengesiz ve fazla bir yüklenme olduğunu ve eğer böyle devam ederseniz incinebileceğinizi size haber vermeye çalışıyordur. Bacakta temel olarak dört yönde hareket sağlayan kaslar bulunur içe-dışa-öne ve arkaya. Quadriceps ön grup. Doğal olarak dört yönde iş yapan bir mekanizmanın (diz) sadece bir yönde güçlendirilmesi yine bu dengesiz yüklenmeyi artırmaya hizmet edecektir.

O zaman her yönde mi güçlendirelim? 

Diğer bir nokta ise; aslında eklemlerini normal açıları içerisinde hareket ettirebilen bir kişide gerçek bir kas güçsüzlüğünden bahsedemeyiz. Ancak kondisyonu olmayabilir ama bu da günlük yaşamı sürdürmenize engel olmaz ve ağrıya sebep olmaz. Burada sorun kasların çalışma sıralamasının bozulmasıdır. Hareketlerimiz beyinde kalıplar halinde kayıtlıdır. Adım atarken hangi kasın ne zaman ne kadar çalışacağı belirlidir ve her adım atışınızda kaslara otomatik olarak uyarı gider. Bu kayıtları normalde en az enerji harcayacak ve eklemlere en az yük bindirecek şekilde oyun çağında ediniriz. Yeterince hareket etmemek ve sakatlanmalar başta olmak üzere bazı faktörler bu kayıtların değişmesine sebep olabilir. Hayatın bir döneminde daha fazla enerji harcayarak ekleme yük bindiren hareket etme yollarını alışkanlık haline getirebiliriz.

Bu durumda sorunun kalıcı çözümü dengeyi bozan hareket alışkanlığının ne olduğunu bulup onu düzeltmektir. Dizde en sık karşılaşılan durumlar; bacağı arkaya doğru hareket ettiren kalça kaslarının ve bacağın iç tarafındaki kasların zamanında çalışmaması, yükün daha çok bacağın ön tarafındaki quadriceps kasına aktarılmasına sebep olabilir. Quadriceps üzerindeki yükün artmasıyla oluşan gerginlik diz kapağındaki baskıyı da artıracaktır. Güncel çalışmalar diz ağrısı olan kişiler için kalça kaslarına yönelik gövdeyi de kapsayan fonksiyonel çalışmaların quadriceps güçlendirme egzersizlerinden daha etkili olduğunu gösteriyor.

Bu tür bir diz ağrısı şikayetinde, hangi kasın işini yapamadığını bulmak ve bu kasın yeniden doğal zamanlamasında çalışmasını sağlamak dizin üzerindeki yükü alacağından şikayetlerin ortadan kalkmasını ve kişinin yeniden günlük işlerini rahatlıkla yerine getirmesini sağlayacaktır.

Bedenin kullanım alışkanlıklarındaki değişiklikler basit testlerle tespit edilebilir ve yine basit çalışmalarla kısa sürede dönüştürülebilir. Belirttiğim üzere bunlar kasları güçlendirmeye yönelik yapılan egzersizlerden farklıdır. Motor öğrenme ve otomatizasyon prensiplerine dayanan, beden ve nefes farkındalığına odaklanan fonksiyonel çalışmalardır.

Belirgin bir sebebi olmayan diz ağrılarınızda kaslarınızın en az enerji harcayarak eklemlere en az yükü bindirmesi için nasıl çalıştırabileceğinizi bir fizyoterapist yardımıyla keşfedebilirsiniz.

Şanslısınız Fizyoterapistiniz burada!

Zeynep SEYRAN, Fizyoterapist (Fizyoterapistinizle ilgili detaylı bilgi almak için lütfen tıklayınız.)

KAYNAKÇA:
  1. Bokaeian HRBakhtiary AHMirmohammadkhani MMoghimi J. Quadriceps strengthening exercises may not change pain and function in knee osteoarthritis, J Bodyw Mov Ther, 2018.
  2. Petersen WEllermann AGösele-Koppenburg ABest RRembitzki IVBrüggemann GP.  Patellofemoral pain syndrome, Liebau CKnee Surg Sports Traumatol Arthrosc , 2014.
  3. Khayambashi KFallah AMovahedi ABagwell JPowers C. Posterolateral hip muscle strengthening versus quadriceps strengthening for patellofemoral pain: a comparative control trial,  Arch Phys Med Rehabil, 2014.
  4. Barton CJLack SMalliaras PMorrissey D. Gluteal muscle activity and patellofemoral pain syndrome: a systematic review, Br J Sports Med, 2013.

 

Duyular Dünyasında AĞRI

Yağmur damlalarının çimenlik üzerinde çıkardığı pıtırtıları işitebiliyorum. Pencereden içeri gri bir ışık süzülüyor, dışarıdan gelen mis gibi toprak kokusu içime doluyor. Dikkatimi, çalıştığım işimden ayırdığımda koltuğumun kollarının ne denli sert olduğunu, oturma yerinin beni taşıdığını hissediyorum. Kahvemden bir yudum alıyorum, ılık ve sütün etkisiyle tatlı. Camdan giren havanın soğukluğunu hissediyorum tenim diken diken oldu, başımı kaldırıp dışarıya baktığımda gri bulutların arasından süzülen güneş ışıklarını görebiliyorum.

Yaşadığımız dünya, asında duyularımızla algıladığımız ve yorumladığımız bir yer;

Hayvanların çoğu dünyayı siyah beyaz görür; bize göre renk cümbüşü olan bu doğa, kim bilir onların gözünden nasıl görünüyor. Görme duyusu olmayan bir yarasanın sadece ses dalgalarını kullanarak algıladığı çevre, kafasında nasıl bir imaj uyandırıyor? Asla net olarak cevap alamayacağımız bu soru bizler için de geçerli.

“Sinir hücreleri, bir çekirdek -uzun bir kuyruk ve dallı-budaklı bir püskül bölümlerinden oluşur. Her bir hücrenin püsküllü (Dentrit) ve kuyruk (Akson) bölümleri iki hücre arasındaki iletişimi sağlar.” Algılarımızın şekil bulduğu ve anlamlandırıldığı beynimizde milyarlarca sinir hücresi olduğunu herkes bilir! Ancak her bir sinir hücresinin bir diğeriyle iletişiminin, püsküllerindeki 200.000 farklı dal ile olduğunu biliyor muydunuz? Milyarlarca hücre ve her hücrenin 200.000 farklı dalı, hesaplanması mümkün olmayan büyük bir kombinasyon!

İşte bu kombinasyon karışıklığı içerisinde algıladığımız bir duyumuz da acı ve ağrıdır. Herkesin algıladığı dünyaya, inanışlarına ve yaşam şekline göre değişen kombinasyonlar ağrı hissimizin de farklı olmasına yol açar.

Ağrı, herkesin rahatsız olduğu ve kaçındığı bir duyu olmakla birlikte aslında bizleri tehlikelerden koruyan hayati öneme sahip bir sigortadır. Algılar dünyasında tehlike olarak algıladığımız şeylere karşı bizi uyarır ve korur. Örneğin; sıcak bir sobaya bir kez dokunduğunuzda yaşayacağınız acı, bir daha dokunmanızı engeller, hatta sizin yaşadığınız acıyı gören çocuğunuz sıcak sobaya asla dokunmaz, sizin ağrı duyunuz onun sağlığını bile korur. Fakat bu sistem her zaman bu kadar düzgün çalışmayabilir, nasıl mı? iki örnek vereyim; Mesela,  gazetelere konu olan İbrahim Bey 40 yıl kafasında mermi ile yaşamış ancak vurulduğunun farkında değil, ev işleri ile meşgul olan bizler çoğu kez “aa elimi yakmışım veya kesmişim” tepkisini iş bittikten saatler sonra verebiliriz. Örneklerden de anlaşıldığı üzere dokularımız hasarlansa bile ağrı duyusu hissedilmeyebilir.

2008 yılında İngiltere’de, herhangi bir ağrı ya da benzeri şikayeti olmayan kişiler üzerinde yapılan araştırmada, katılımcılara MR çekilerek dizleri incelenmiş ve sürpriz sonuç; hiçbir şikayeti olmayanların %60’ında menisküs yaralanması bulunmuştur.  2014 yılında yapılan başka bir çalışma, omurgadaki disk hasar miktarının çoğunlukla yaşanılan ağrı ile orantılı olmadığının başka bir kanıtıdır.

Eli veya ayağı olmayan kişiler, olmayan uzuvlarının ağrıdığını, kaşındığını söyleyebilirler. Beyinlerinin orta lobunun ön kısmında oluşan bu algı, ağrının kafamızın içerisinde yerleşen bir duygu olduğunu gözler önüne sermektedir.

Bazı kişilerde ağrıyan şey bazı kişilerde neden ağrımaz? Elimi kestim ve neden kesiği görene kadar acımadı?

Tüm duyularımız gibi ağrı duyusunun da, beyinde şekillenen bir duygu olduğundan yazının başında bahsetmiştim. Özetle şunu söyleyebiliriz “Neyin ne zaman ağrıyacağına beyin karar verir!” Beynimiz öne eğilmenin tehlikeli olduğunu düşünürse belimiz ağrır, patronla ilişkilerimiz iyi değilse birdenbire iş yerinde ergonomik rahatsızlıklar aklımıza geliverir ve boynumuz ağrır.

Ağrı çeken çoğumuz hemen ağrı kesicilere sarılırız. Peki, ağrı kesicilerin içeriğindeki etken maddelerden daha etkili olanın özelliğinin rengi ve şekli olduğunu biliyor muydunuz? Yapılan araştırmalar renkli boncuk şeklindeki şeffaf kapsüllerin, yuvarlak kapsüllerden daha etkin olduğunu göstermektedir.

Beynimizin içerisinde vücut imajımızı ve algılarımızı yöneten yerlerden en önemlisi duyusal-motor korteksimizdir. Buraya gelen uyaranlar, vücudumuzda oluşan veya oluşması muhtemel durum ile ilgili zarar ve tehlike algısı yaratırsa uyarının bize dönüşü ağrı olacaktır. Basit bir parmak yaralanmasının sıradan insanlara nazaran müzisyenlerde daha şiddetli hissedilmesi, onlardaki “bir daha işi yapamama korkusu” nedeniyledir.

Bir yerimiz ağrıdığında elbette fizyoterapi, egzersiz gibi faydası kanıtlanmış yöntemlere başvuracağız ancak, bu yöntemlerin etkinliğinin daha iyi olması için;

  • “Fıtıktan felç olurum’’, “tekrarlı hareketler ağrı yaratır” gibi efsaneleri unutmak,
  • Zihnimizi inzivaya çekerek temizlemek güzel bir müzik dinlemek-iyi hissettirici hatıraları hatırlamak vb.,
  • Anatomik sınırlar içerisinde yapacağımız hiçbir hareketin aslında tehlikeli olmadığına duyusal-motor korteksimizi inandırmak durumundayız.

Nasıl başlamalıyız?

Çalışmalar, herhangi bir hareket yapmasak bile hareketi hayal etmenin, ilgili beyin bölümlerini kanlandırıp uyardığını söylemektedir. Dolayısıyla işe önce içimizdeki beni, yani beynimizin duyu alanlarını uyarmakla başlayalım. Beynimizin bu bölümünde bedenimizin yansıması, algılarımıza göre şekillenmiş durumdadır. Burada kusursuz bir vücut imajı yaratırsak gerçek bedenimiz de bu ritime ayak uyduracaktır.

Hadi ufak bir uygulama yapalım; Bunun için gözlerinizi kapatın;

Kendinizi hayal edin; öylece karşıda oturuyorsunuz, ayağa kalktınız, biraz ilerlediniz, çömeldiniz, yerdeki kalemi aldınız sonar biraz evde gezdiniz, masada duran suyu içtiniz hatta kapınıneşiğinden zıplayarak geçtiniz sonar gelip yerinize oturdunuz ve tüm bunları yaparken hiç ağrınız olmadı.

Hayal olarak nitelendirdiğimiz bu duygu, aslında duyusal kortekste birtakım hareketlere yol açacak olan yaklaşımın başlangıcıdır. Devamında ise bu hayali algıyı, gerçek algı ile bütünlemek için fizyoterapistinize başvurun. Kafanızda yarattığınız hayal, gerçek algılarla beslenmeye başladığında kronik ağrınızın geçtiğini siz de göreceksiniz.

Merak etmeyin fizyoterapistiniz yanınızda!

Volkan YÜZLÜ, Fizyoterapist (Fizyoterapistinizle ilgili detaylı bilgi almak için lütfen tıklayınız.)

KAYNAKÇA:
  1. Barzouhi A. MRI findings not helpful in determining herniated disc-related sciatica treatment, Spine Universe for Professıonals, 2019.
  2. John R. Meniscus knee surgery, Stemclldoc’s Weblog, 2008.