Omuzdaki Kas Yırtıkları Sizi Korkutmasın..

Kapıdan bir hayli telaşlı biri içeri girdiğinde telaşının sebebini anlamakta güçlük çekmiştim. Kolunu kaldırmıyor hatta sanki yıllar önce felç geçirmiş ve hiçbir terapi almamış gibi tutuyordu. Oturtup hikayesini dinlemeye başlayınca, “kolunda yırtık olduğunu, kaldırırsa hatta oynatırsa daha çok yırtılacağını düşündüğünü” söyledi. Zaten çok ağrısının olduğunu, en ufak bir harekette daha çok ağrıdığını ve bu yüzden ağrı hissettiğinden beri hiç kolunu kaldırmadığını da ekledi. Fizyoterapiden çok korktuğunu ama ağrısı artınca mecburen geldiğini anlattı. Zamanla bu vakaya benzer hasta sayısı çoğalmaya başladı. Hastaların korktuğu bu durum hakkındaki doğru bilinen yanlışları yapılan çalışmalarla birlikte inceleyelim.

“Kolumu hareket ettirirsem ağrım artar.”

Omuzdaki kas yırtılmalarında, en önemli prensiplerden biri doku hareketliliğinin devam etmesi yani uygun egzersizdir. Egzersiz, sadece kas yırtıklarını tedavi etmekle kalmaz, ağrıya sebep olan fiziksel problemlerin de düzelmesini sağlar. Böylece günlük hareketlerde oluşacak ağrıların düzenlenmesinde etkili olur.(1)

“Kolumu hareket ettirirsem daha çok yırtılır.”

Egzersiz, kolun hareket ettirilmesini gerektiren günlük aktivitelerde hastanın korkusunu azaltmak için terapötik bir etki sağlar. Yapısal olarak hasar görmüş omuz kaslarına ve tendonlarına yeniden hareket becerisi kazandırır. Ayrıca tendonlara kontrollü yüklenmenin, doku tamiri ve dokunun yeniden yapılanmasını tetiklediği çalışmalarla gösterilmiştir.(1)

“Tedavide yapılan fizyoterapi teknikleri yeterli, egzersiz yapmama gerek yok.”

Yapılan çalışmalarda egzersiz yapmadan düzenli fizik tedaviye giden hastalarla, egzersiz yaparak gidenler karşılaştırılmıştır. Elektroterapi uygulamaları ile birlikte egzersiz yapanların daha hızlı ve daha fazla iyileştiği gösterilmiştir. Ayrıca tedavinin etkisinin egzersizle daha uzun sürdüğü ve tekrarlama olasılığının da azaldığı belirtilmiştir.(1)

“Dinlendirirsem kolum iyileşir, fizyoterapiye gerek yok.”

Fizyoterapi teknikleri uygulanan ve egzersiz yapan insanların ağrısının azaldığı, hareket fonksiyonlarının iyileştiği, yaşam kalitesinin arttığı ve tedavinin daha etkili olduğu belirtilmiştir.(6)

“Ameliyat olmadan omzum düzelmez.”

Omuz yırtıklarında fizyoterapi ilk tedavi yöntemi olarak kullanılmalıdır. Tek başına cerrahi geçirmek daha etkili değildir. Ayrıca ameliyat kadar riski olmadığı için ilk önce fizyoterapi denenmelidir.(3)

Cerrahiye karar verilen bazı hastalara ameliyat öncesi fizyoterapi programı uygulandığında çoğunda ameliyata gerek kalmadığı görülmüştür. Ayrıca bazı kas gruplarının ameliyattan sonraki durumu ile sadece fizyoterapi uygulandıktan sonraki durumu kıyaslandığında fizyoterapi daha etkili bulunmuştur. (1)

Bir diğer çalışmada ise tamir edilemeyen yırtığı olan hastalarda egzersizin önemi vurgulanmıştır. Beş ay süren egzersiz programının ardından yırtığı olan hastaların ağrısı azalmış, yaşam kalitesi ve hareket kabiliyetlerinde artış görülmüştür.(2)

“Ameliyat oldum, fizik tedavi almama gerek yok.”

Fizyoterapi, erken dönemde ameliyatla yapılan onarımı korumaya yardımcı olur, ameliyat sonrası eklem sertliğini ve ağrıyı azaltır, hareketleri iyileştirir. Ancak ameliyat sonrası bazı hareketler sınırlandırılmalı ve nazik, yavaş bir ilerleme uygulanmalıdır. Bu konuda uygun değerlendirmeyi ve rehberliği yapabilecek bilgili fizyoterapistlerle çalışmak çok önemlidir.(5)

“Ameliyat oldum fizik tedaviye hemen başlayamam.”

Konu ile ilgili bir derlemede incelenen 6 makalede, ameliyattan sonra erken ve geç rehabilitasyonun sonuçları karşılaştırılmıştır. Erken rehabilitasyon ile ilk 3-6 ay içinde ağrıda azalma, omuz eklem hareket açıklığında artma, kol fonksiyonlarında iyileşme gözlenmiştir.(4)

Ancak rehabilitasyonun fizyoterapistler tarafından yapılması, uygun yüklenmeler ve doğru egzersiz çok önemlidir. Aksi takdirde omuz kaslarındaki yırtığın tekrarlanma olasılığı vardır.

Doğru bilgi için fizyoterapistiniz burada!

Saliha Şeyma ÇINAR, Fizyoterapist (Fizyoterapistinizle ilgili detaylı bilgi almak için lütfen tıklayınız.)

KAYNAKÇA
  1. Edwards P, Ebert J, Joss B, Bhabra G, Ackland T, Wang A. Exercise rehabilitation in the non-operative management of rotator cuff tears: a review of the literature, Int J Sports Phys Ther, 2016.
  2. Christensen BH, Andersen KS, Rasmussen S, Andreasen EL, Nielsen LM, Jensen SL. Enhanced function and quality of life following 5 months of exercise therapy for patients with irreparable rotator cuff tears- an intervention study, BMC Musculoskelet Disord, 2016.
  3. Ryösä A, Laimi K, Äärimaa V, Lehtimäki K, Kukkonen J, Saltychev M. Surgery or conservative treatment for rotator cuff tear: a meta-analysis, Disabil Rehabil, 2017.
  4. Gallagher B.P., Meghan E, Bishop, Fotios P. Early versus delayed rehabilitation following arthroscopic rotator cuff repair: A systematic review, The Physician and Sportsmedicine, 2015.
  5. Nikolaidou O, Migkou S, Karampalis C. Open Orthop J. Rehabilitation after Rotator Cuff Repair, The Open Orthopaedics Journal, 2017.
  6. Page MJ1, Green S, McBain B, Surace SJ, Deitch J, Lyttle N, Mrocki MA, Buchbinder R. Manual therapy and exercise for rotator cuff disease, Cochrane Database Syst Rev, 2016.

YAZI DİZİSİ: Nörogelişimin Temel Parçaları – 3

YAZI DİZİSİ: Nörogelişimin Temel Parçaları – 3

FARKINDALIK

Daha önce nörogelişimin iletişim ve duyusal süreçleriyle ilgili parçalarından bahsetmiştik. Bu yazımda biraz farkındalıktan bahsetmek istiyorum.

Gözümüzü kapattığımızda, o an vücudumuzun hangi pozisyonda nasıl durduğu bilgisini beynimize beden farkındalığı duyumuz sağlar. Böylece bacağımız nerede, kolumuz nerede, ağırlığımız daha çok hangi tarafta gibi konularda beyine bilgi akışı olur. O kadar önemlidir ki, bu duyunun çeşitli sebeplerle beyin tarafından yeterince işlenememesi kişinin iletişim becerilerinden, dikkat süresi, öğrenme biçimi ve zamanla karakterine kadar kişilik özelliklerinin birçoğu üzerinde etkili ve belirleyicidir.

Nörogelişimde farkındalık denince belki ilk akla gelen beden farkındalığı olsa da gelişimsel sürecin devamı için başka farkındalıklardan da bahsetmeliyiz. Örneğin; içinde bulunduğu süreci fark etme, problemi fark etme, çözümü fark etme. Bana göre yeni deneyimlerin ilk basamağı, harekete geçmek ve daha da önemlisi onu sürdürmek için bir sebep yani motivasyon. Ama çocuğun ilerlemesini sağlamak için gereken beceri, problemi fark etme ve çözmeye çalışırken yeni deneyimlerle repertuarını geliştirmesidir. Burada problem olarak bahsettiğim durum, çocuğun yenilikleri keşfetmemek üzere gösterdiği davranış problemlerinden, bedeninin kısıtlı kullanıma kadar herhangi bir durum olabilir.  Örneğin; yerden ne kadar yüksekte olduğunu, vücudu hareket ettiğinde boşlukta nereye doğru hareket ettiğini tam fark edemeyen bir çocuk; gözüne kestirdiği nesneye de gitmek için plan yaparken kendinden çok emin olduğu, az sayıda hareketle ulaşmayı deneyecektir. Bu da, bedeniyle oluşturabileceği yeni koordinasyonları, zengin hareket repertuarı fırsatını kaçırmasına sebep olacaktır.

Nörogelişim basamaklarında belli bir basamakta kalmış bir çocuğun, neden ilerleyemediğini fark etmemesinin bir nedenini de, buna gerek duymaması olarak düşünebiliriz. Örneğin, istediği nesneye ulaşmak için popo üstünde ilerleyerek giden bir bebek, emeklemeye ihtiyaç duymaz. Halbuki emekleme basamağında bir bebeğin kazanımları ona ileriki zamanlarında bile katkı sağlayacak becerilerdir. Çocuğun, kullandığı çözümü neden tercih ettiği ciddi bir analiz işidir. Az önceki örnekte bahsettiğim popo üstü giden çocuğun bu çözümü tercih etmesinin en önemli sebebi olarak başını ve gövdesini yerçekimine doğru eğmekten tedirgin olduğunu düşünebiliriz. Yeni şeyler deneyimleyebilmesi için kullanmayı seçtiği bu çözümün her seferinde işe yaramayabildiği farkındalığına ulaştırmak ona özel bazı stratejiler kullanılarak gerçekleştirilir. Bu çocuğa özeldir ve bir uzman tarafından aileye rehberlik verilmesi gereken bir konudur. Ancak bu farkındalığa ulaşan çocuk, özellikle onun gelişimine uygun ve onun için seçilmiş yeni hareketleri keşfe hazır demektir.

Çocuklara bu farkındalığı ve fikir yürütmeyi sağlamak, gelişimlerinin önünde bulunan engellerinden birçoğunun kendiliğinden kalkmasına katkı sağlayacaktır.

  • Bedenini, bedeninin tüm parçaları ile ilgili meydana getirebileceği kombinasyonları,
  • Bu kombinasyonları oluşturabileceği farklı yükseklikleri ve alçaklıkları,
  • Bu kombinasyonları hangi problemlerin çözümlerinde kullanabileceğini fark etmesi;

Onun hem iç dünya hem de dış dünya arasındaki bağlantıları arttıracaktır. Bu durum her seferinde beyninde yeni süreçler başlatmasını sağlayacak ve gelişiminin bilişsel, duyusal, fiziksel, iletişimsel bileşenlerin bütününde gerçekleştirecektir.

Dört bölüm üzerinden planladığım yazı dizimin bundan önceki iki bölümünde iletişimden, motivasyondan, duyusal süreçlerin e etkisinden bahsettik. Bundan sonraki bölümde ise çeşitlendirmelerin nörogelişim üzerindeki etkisinden bahsedeceğiz. Çeşitlendirme derken neleri kastediyorum? Merak edenleri bir sonraki yazıma bekliyorum …

Şanslısınız fizyoterapistiniz burada!

Özge BULUT YILMAZ, Fizyoterapist (Fizyoterapistinizle ilgili detaylı bilgi almak için lütfen tıklayınız.)  

Bu yazı dizisinin birinci bölümünü okumak için buraya, ikinci bölümünü okumak için buraya tıklayın lütfen.

KAYNAKÇA:
1- Greenspan S.I. Bebeklerde ve Çocuklarda Sağlıklı Ruhsal Gelişim. Özgür Yayınları, 2006.
2- J.P. MAES. MAES Therapy Handbook.
3- Anat Baniel, Sınırlarını Aşan Çocuklar, 3. Baskı. Doğan Kitap, 2016.
4-  Moshe Feldenkrais. Awareness Through Movement, HarperOne, 2009.