Fizyoterapi Kuvözde Başlar!

Dünya Sağlık Örgütüne göre gebeliğin 37. Haftasından önce doğan bebekler preterm bebek olarak tanımlanmaktadır. Doğduğu haftaya göre çok erken, orta ve geç preterm olarak sınıflandırılır. Bize önemsiz gibi gelse de bu sınıflama, aslında bebeğin yaşamı boyunca karşılaşabilecekleri açısından çok önemlidir.

Bebeğimizin anne karnındaki yolculuğunun detaylarını merak ediyor musunuz?

1.ay:

  • Bebeğimizin sinir gelişimi başlıyor
  • Omurilik, kalp ve beyin bu ayın sonunda görülüyor.
  • 4 ve 5. haftalarda kalbi atmaya başlıyor

2.ay:

  • Sinir gelişimi bu ay çok çok önemli
  • Anne rahatsa ve sağlığına dikkat ederse bebeğimizin beyin gelişimi de normal olarak devam edecektir.
  • İleride matematik becerilerin kalitesi için ve birtakım nörolojik hastalıklara alt yapı oluşmaması için annenin; alkol, sigara, uyuşturucudan uzak durması ve stres kontrolü için uygun yöntemlere odaklanması önerilmektedir.

3.ay:

  • Artık bebeğimiz uyaranlara tepki verme başlıyor.
  • Koku duyusu var, toksinlere maruz bırakılmamalı.
  • Kulakları oluştu yani artık annenin kalp atışlarını ve sesini duyabiliyor.
  • Kollarını hareket ettirebilir, parmak emer ve gülümseyebilir.

4.ay:

  • Tekme atma, işeme ve yutmayı öğreniyor bebeğimiz.
  • Bu dönemde tat duyusu gelişiyor. Anne ne kadar çeşitli yerse bebeğin gelecekte beslenme şekli o kadar çeşitli olur.
  • Bu dönemde annenin beslenme düzeni ile ilgili yapılan çalışmalarda; bebeğin gelecekte obezite, kalp hastalığı ve diyabet riskini etkilediğini bulmuşlar.

5.ay:

  • Artık sesleri çok daha net duyuyor.
  • Dişleri, saçları, kirpikleri, tırnakları ve kaşları gelişiyor.
  • Sürekli hareket edip kaslarını esnetmeyi seviyor.
  • Kıvrılma, tekme ve dönmeleri o kadar fazla ki eğer anne buna tepki verirse her eylemin bir cevabı olduğunu öğreniyor.

Heyy, iletişime geçiyorum sanırım o zaman gerisini ben anlatıyorum: 

6.ay:

  • Beynim iki yarım küreye ayrılıyor.
  • Gözlerim ilk kez açıldı yani ışığa tepki vermeye başladım.
  • Bu dönemde annemin güneşlenmesinin bana faydalı olduğunu gösteren çalışmalar varmış.
  • Artık yüzümde basit mimiklerim var muhtemelen doğduğumda bunlarla iletişime geçeceğim.

7.ay:

  • Artık uyku ve uyanık kalma olayını düzenli aralıklarla yapmaya başladım.
  • Saçlarım görünüyor.
  • Süt dişlerim damaklarımın altındaki yerini aldı.
  • Annem konuşursa kalbim hızlanıyor ve hareketlerim artıyor.
  • Bazı araştırmalar dış dünyadan duyduklarımızla dil öğreniminin başladığını söylüyor.
  • Eğer şimdi doğacak olsaydım %90 oranında hayatta kalabilirdim.

8.ay:

  • Artık beynim işlevsel.
  • Sinir sistemim anne karnındaki sürecini tamamladı.
  • Akciğerlerim neredeyse tamamen oluştu ve amniyotik sıvıdan nefes alıp veriyorum.
  • Zamanımın çoğunu uyuyarak geçiriyorum yakında dış dünyaya çıkacağım için enerjik olmalıyım.
  • Kemiklerim ile kafatasım hala esnek. Artık ters durmalıyım ve anneme yardım etmeliyim doğarken.
  • Bağışıklık sistemim ise hala çok yeni. Çünkü doğumdan sonra da gelişecek bir sistem.

9.ay:

  • Tekmelerim ve hareketlerim çok daha güçlü.
  • Anneme daha heyecanla tepki veriyorum.
  • Doğal olarak bağışıklık sistemimi güçlendirecek bir normal doğum bekliyorum.
  • Ama sağlığım da çok önemli, buna annem ve doktorlar karar verecek.
  • Artık beni karşılayacak dünyaya hazırım.
  • Doğduğumda, doktorlar kısa bir süre bana bakıp anneme verirlerse içgüdüsel olarak emme becerimi göstermek isteyeceğim, kendimi daha güvende, sakin ve mutlu hissedeceğim.

Ama o da ne ben 7.ayda doğmuşum zaten!!! Peki, şimdi ne olacak???

24. haftadan sonra doğdum;

  • Solunum sistemim,
  • Bağışıklık sistemim,
  • Yutma fonksiyonlarım,
  • Beyin fonksiyonlarım ve
  • Bilişsel işleme becerilerim tamamlanmadı. 
  • Ama tam bir savaşçı olduğumu unutmayın! Daha doğmadan sizinle iletişime geçmeye başlamıştım; basit, minik tekmeler falan atıyordum şimdiyse daha çok çalışmalıyım.

Bunu tek başıma yapamam annem, babam, doktorlarım, hemşirelerim ve tabi ki fizyoterapistlerim bana yardımcı olacaklar. Bakalım neler yapacaklar;

Kuvöz Dönemi; 

Erken doğan her bebek, riskli bebek sınıfına girer ve mutlaka bir pediatrik fizyoterapist tarafından desteklenmelidir.

Prematüre bebek bir bulgu vermese bile gelişim basamaklarında geriden geldiği için erken dönemde rehabilitasyon şarttır. Erken dönem rehabilitasyon ile aslında bebeğin yoğun bakım süreci ve sonrası kastedilir. Bu konuda ülkemizde yeni doğan rehabilitasyonu maalesef istediğimiz seviyede değildir. Yeni doğan bebekler, devlet destekli tedavi alamamaktadır. Ancak dünya bu konuda çok ilerlemiş durumdadır. Her prematüre bebeğin bu alanda uzman fizyoterapistle desteklenmesi, ileride karşılaşabileceği birçok problemin önüne geçebilir.

Çalışmalara göre bu bebeklerin 2 yaşa kadar sürekli ve bazen erişkin olana kadar periyotlar halinde izlenmesi gereklidir. Bu durumda ülkemizde bu alanda çalışan fizyoterapistlerin ve hekimlerin işbirliği şarttır.

Gebeliğin son aylarında bebeğin beden farkındalığı artar. Bu dönemi yaşamadan, erken doğan bebeğin hareket sistemi bu durumdan doğrudan etkilenir. Yoğun bakımda fizyoterapistin bebeği pozisyonlanması ile anne karnı ortamına en yakın hal sağlanmaya çalışılır. Bu pozisyonlamalar farklı yatış pozisyonlarında ve farklı destekler kullanılarak zaman zaman destekler azaltılarak zaman zaman artırılarak yapılır. Pozisyonlanan bebek kendini güvende hisseder, daha sakindir. Sakin bebek kendini daha çok dinler, duyusal olarak daha açıktır; böylece mümkün olan en yüksek seviyede gelişim sağlanır. Tüm bunlar yapılırken özellikle annenin bebeğin yanında bulunması; bebekle olan bağın kuvvetlenmesini sağlarken, bebeğin tanıdığı bir ses ve ten ile teması alarm halindeki vücudunun sakinleşmesi ve süreci daha kolay atlatmasını sağlar. Fizyoterapist ve anne işbirliği burada altın öneme sahiptir.

Akciğerler gelişimini tam olarak tamamlayamadığı için ikinci problem solunum sistemidir. Uygulanan tıbbi müdahaleler ile beraber fizyoterapistin uygulayacağı pozisyonlamalar ve yöntemler ile bebeğin akciğerlerini en iyi şekilde kullanması sağlanır. Gereken tıbbi müdahaleler ve optimum anne karnı ortamı ile küvoz dönemi rahatça atlatılmaya çalışılır.

Kuvöz Sonrası Dönem;

Sağlık profesyonelleri prematüre bebekler 2 yaşına gelene kadar “düzeltilmiş yaş” kullanır. (Yani bebeğin erken doğduğu hafta sayısı kronolojik yaşından çıkarılır. Örneğin, 5 hafta erken doğan 8 haftalık bebeğin düzeltilmiş yaşı 3 haftadır ve tüm değerlendirmeler buna göre yapılır.) Bu, bebeğin büyüme ve gelişiminin daha sağlıklı değerlendirilmesi için gereklidir.

Preterm bebeklerde ;

  • Motor koordinasyon bozuklukları (vücut algısı, ince motor beceriler, hareketlerin kontrol ve koordinasyonları),
  • Bilişsel bozukluklar (%45 oranında),
  • Dikkat eksiklikleri,
  • Nörogelişimsel bozukluklar (mental reterdasyon, otizm, dikkat eksikliği, hiperaktivite, özgül öğrenme güçlüğü, iletişim bozuklukları),
  • Serebral palsi (%29 oranında)
  • Hafif gelişimsel bozukluklar görülebilir.

Her erken doğanda bu sorunlar gözlemlenmez ancak özellikle çok düşük doğum ağrılığı olan bebeklerin %15’inde nörogelişimsel problemler görülmektedir. 22-25 haftalık doğan bebeklerde orta veya ağır problemlerin sıklığı %50 gibi yüksek bir orandır.

Erken doğan bebeklerin okul dönemine kadar takip edildiği çalışmalarda; bu çocuklarda öğrenme problemi, davranışsal ve gelişimsel problemlerin olabileceği gösterilmiştir. Bu durumda, periyotlar halinde erişkinliğe kadar bu çocukların desteklenmesi önemlidir.

Prematür bebeklerde kuvöz sonrası fizyoterapinin temel hedefi; normal gelişim basamaklarına göre bebeği, desteklenmesi gerektiği kadar desteklemektir. Motor gelişimin yanı sıra görsel-işitsel algı, duyusal algı, aile iletişimi, fiziksel, psikolojik ve sosyal açılardan da bebeği desteklemek gerekir.

Motor gelişim “kaba ve ince motor” olarak ikiye ayrılır. 2 yaşa kadar özellikle kaba motor dediğimiz emekleme, sıralama, oturma, yürüme çalışılır. Sonrasında, ince motor dediğimiz tutma, bırakma, parmak hareketleri gibi basamaklar çocuğun seviyesine uygun olarak belli bir düzenle çalışılır. Rehabilitasyon programının planlanması için fizyoterapistler çeşitli değerlendirme yöntemlerini kullanır. Bu değerlendirmeler ışığında çocuğa uygun bir program belirlenir ve basamak basamak ilerlenir.

Bebeğin aile tarafından desteklenmesi ve ailenin eğitimi çok önemlidir.

  • Hastane çıkışında bebekle ilgilenen sağlık personelleri, aileye bu eğitimi verirler.
  • Bebekte kablo, tüp, monitör olabilir. Bunlar bebeğin sağlık durumunu izlemek içindir ancak bu durumda ailenin bebeğine olan davranışları (bebeğin yedirilirken, uyurken, altı değiştirirken yani her türlü durumda pozisyonlanması) öğretilir.
  • İletişim becerilerinin geliştirilmesi, duyusal ve duygusal olarak desteklenmesi de aileye öğretilmelidir. Aile ile iletişimi güçlü olan bebekler fiziksel olarak da daha iyi duruma gelebilirler.

2 yaşına gelen bebek artık yaşıtlarını yakalamış olmalıdır. Bu durumda, düzeltilmiş yaş artık kullanılmaz. Ancak çocuğun hala gelişim basamakları devam etmektedir ve periyotlar halinde takibine devam edilmelidir.

Ve bu zorlu savaşın sonunda bebeğiniz ve siz anne babaların her zaman yanında olan biz fizyoterapistlere kocaman bir gülümseme düşer.

Unutmayın Fizyoterapistiniz her zaman yanınızda… 

Zeynep GÜNER, Fizyoterapist (Fizyoterapistinizle ilgili detaylı bilgi almak için lütfen tıklayınız.)

KAYNAKÇA:
  1. Hodorcă RM, Moraru CE, Onose I, Albu A. Study regarding the relation between chronological age, mental age and weight of the premature ıncluded in a physical therapy program, The European Proceedings of Social & Behavioural Sciences epsbs, 2015.
  2. Lazareva O, Vasylenko Y, Galan Y, Dotsıuk L, Tsybanyuk O.  Evaluation of the effectiveness of the application of physical rehabilitation program for premature infants with motor disorders of various genesis according to the INFANIB testing scale,  Journal of Physical Education and Sport, 2017.
  3. Hepper P. Behavior during the prenatal period: adaptive for development and survival, Child Development Perspectives, 2015.
  4. Agajany N, Gigi M, Ross J, Roth J,  Eshel R, Constantini S, Bassan H. The impact of neonatal posthemorrhagic hydrocephalus of prematurity on family function at preschool age, Early Human Development, 2019.
  5. World Health Organization- Preterm birth, https://www.who.int/news-room/fact-sheets/detail/preterm-birth

Anne Sesi Mucizesi!

Bambaşka bir ortamda başlıyor varoluş hikayemiz. Her ne kadar teknolojik yöntemler gelişse de anne karnındaki o uzun bekleyişimizde neler olduğunu hepimiz bizzat yaşamış olsak da tam olarak bilemiyoruz.

Duyusal deneyimlerle şekillenen hayatımızın ilk ve en önemli uyaranlarını anne karnında alıyoruz. Attığımız ilk tekme ile vücut sınırlarımıza dair ilk dokunsal uyaranı; annemizin kalp ritmi, kendi sesi ve diğer iç sesler sayesinde ise ilk akustik uyaranları bu muazzam ortamda alıyoruz. Yani yolculuğumuz, beynimiz ve dolayısıyla hareket sistemimizin gelişmesi için gereken duyusal açıdan zengin bir ortamın içinden başlıyor.

Hayatımızın sonrasını inşa eden bu uyaranlardan belki de en önemlisi: Annemizin sesi!

Dünyaya boş bir sayfa olarak gelmeyiz. Çalışmalar, anne karnında geçirdiğimiz günleri, yani yaşam sürecimizdeki ilk anılarımızı yenidoğan döneminde hatırlayabildiğimizi kanıtlıyor.

Bir parmak izi gibi beynimizde kodlanan annemizin sesi, diğer bütün seslerden farklı!

Yaşamın ilk evrelerinde adeta bir sünger gibi çevresel uyaranları emen ve bu yolla gelişen bebek beyni için en özel duyusal uyaran olarak karşımıza çıkıyor anne sesi.

Beynimizin sinirsel düzeninde, annemizin sesi bir parmak izi gibi taşınıyor ve bu parmak izi; sosyal iletişim, dil ve oral motor beceriler (ağızla ilgili tüm beceriler emme, çiğneme, üfleme gibi…) dahil pek çok alanda etkinliğini ortaya koyuyor.

Rahimden başlayarak, bebeğin gelişen işitsel mekanizması annesinin sesini ve titreşimlerini algılar. Araştırmalar, gebeliğin yaklaşık 25. haftasından itibaren bebeklerin annelerinin sesini aktif olarak dinlediklerini ve algıladıklarını ortaya çıkarmıştır.

Stanford Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde yapılan bir çalışmada; bebeklerin beyinlerinin, diğer insanların seslerine kıyasla annelerinin sesine daha duyarlı olduğu ortaya konmuştur. Doğumdan hemen sonra annesinin sesini tanıyan bebek, annesinin sesini yabancı kadın seslerinden daha iyi duymak ve ayırt etmek için devamlı çalışır. Böylelikle, beyinde sesleri ayırt etme, duygusal ve bilişsel açıdan sesleri anlamlandırmaya yönelik girişimler hız kazanır. Araştırmalar; yenidoğanların, yaşamın ilk aylarında ana dile ilişkin sesler arasında ayrım yapmaya başladıklarını göstermiştir ve bu nedenle anneler bebeklerinin ilk dil öğretmenleri olarak adlandırılmıştır. “Ana dilimiz” ifadesi, bu nedenle çok yerinde bir deyimdir. Washington Üniversitesinde yapılan bir çalışmada ise, annenin konuşması sırasında en etkileyici seslerin ünlü sesler olduğu bulunmuştur. Tamamen içgüdüsel olarak söylenilen ninnilerdeki eee…eee tekrarlarının ne denli güçlü olduğunu fark ediyoruz.

“Ah! Bu annemin sesi! Bu sesin içinde bazı öpücükler, sarılmalar ve çok lezzetli şekerler var !!”

Anne sesine güçlü tepki veren bölgelerin işitsel alanlarla sınırlı olmadığını ifade eden araştırmacılar, anne sesinin çok farklı beyin sistemlerine bu kadar hızlı erişebilmesini heyecan verici buluyorlar.

Anne bebek arasındaki güvenli bağlanmanın ilk aşaması olarak düşünebileceğimiz anne sesi; beyindeki ödül mekanizmasının bir parçası olan, duyguyu düzenleyen çok sayıda alanı harekete geçiriyor ve duygusal gelişimi destekliyor. Beyin için harikulade bir öğrenme ve gelişme ortamı yaratan bu düzenleyici sistem, motor gelişim için de önemli fırsatlar sunuyor.

Beyin en iyi, stresten uzakken yeni şeyler öğrenir ve yeni hareket becerileri edinir!

Bir bebeğin beyni için, yaşamış olduğu 10 dakikalık bir stresin bile uzun vadede travmatik ve gelişimi engelleyici etkiler yaratmasının mümkün olduğu ifade edilir. Çünkü beyin için optimal düzeyin üstünde olan stres, baskılayıcı etki yaratır. Gelişimsel aksaklık gösteren çocukların fizyoterapi ve rehabilitasyon sürecinde, stresin regüle edilmesi (düzenlenmesi) gerekir; böylelikle yeni hareketlerin öğrenilmesi kolaylaşır ve motor gelişim hız kazanır.

Annemizin sesi düşündüğümüzden çok daha güçlü!

Bebek beyni için gelişim açısından en özel uyaran olduğunu öğrendiğimiz anne sesi, herhangi bir gelişimsel aksaklık gösteren bebeklerde de etkisini ortaya koyuyor. Beyin hasarı olanlar dahil olmak üzere erken doğmuş bebekler üzerinde yapılan bir çalışmada, annelerinin sesinden şarkı dinleyen bebeklerin oral beslenme gücünün arttığı ve yenidoğan yoğun bakımda kalış süresinin azaldığı bulunmuştur. Bununla birlikte gürültülü ses ortamının ise nörogelişimsel süreci olumsuz etkileyebileceği vurgulanmıştır. Bu nedenle, özellikle yenidoğan yoğun bakım ünitelerindeki bebekler için anne sesi adeta bir kurtarıcı olmaktadır. Çünkü bebekler, stresli durumlarda annelerinin sesiyle yatışır; anne sesi sosyal bağlanma hormonu olan oksitosini arttırırken stres hormonu olan kortizolü azaltır.

Bir çocuk fizyoterapisti, bebeğin ya da çocuğun hareket gelişimini fasilite ederken (kolaylaştırırken) doğrudan ve dolaylı bütün gerekli araçları kullanır ve uygun duyusal uyaranları çeşitlendirerek rehabilitasyon sürecini yapılandırır. Özel ve mucizevi bir duyusal uyaran olan anne sesi ile bir çocuğun rehabilitasyon sürecine katkı sağlanacağı aşikardır.

Anneler ve anne adayları!

Bebeğinize anne karnındayken bile, özellikle gebeliğinizin son 10 haftasından itibaren sık sık şarkılar söyleyin, bebeğinizle doyasıya konuşun. Unutmayın ki bebeğinizin beyin gelişimi için en güçlü anahtar “sesinizde” saklı…

Unutmayın, sizin için buradayız !

Sena Çarıkçı, Fizyoterapist (Fizyoterapistinizle ilgili detaylı bilgi almak için lütfen tıklayınız.)

KAYNAKLAR
1) Abrams DA. et al. Neural circuits underlying mother’s voice perception predict social communication abilities in children, PNAS, 2016.
2) Cevasco AM. The effects of mothers’ singing on full-term and preterm infants and maternal emotional responses, Journal of Music Therapy, 2008.
3) Olena D. et al.  A pacifier-activated music player with mother’s voice improves oral feeding in preterm infants, Pediatrics, 2014.
4) Webb AR. et al. Mother’s voice and heartbeat sounds elicit auditory plasticity in the human brain before full gestation, PNAS, 2015.