Dilay Tunç: Anne Göbeği mi O ?!?

Anne olmak, güzel duygular getirmekle birlikte vücudumuzda birçok fiziksel değişikliğe de sebep olur. Bunlardan bazıları, fonksiyonel olarak ya da sadece estetik açıdan sizi rahatsız edecek boyutlara ulaşabilir. Tıpkı halk arasında sıkça duyduğumuz haliyle ‘’anne göbeği’’ gibi. Bu durum fonksiyonel sorunları ve estetik kaygıları bir arada barındırır.

Müjdeli haberi aldınız, ikinci üç aylık dönemle birlikte hafifçe karnınız belli olmaya başladı.

Peki karın nasıl bu kadar büyür?

Karnınızın tam ortasında dikey uzanan linea alba adında bir zar, iki yanında da rectus abdominis isminde karın kaslarınız bulunmaktadır. Gebeliğinizin ortalama 14. haftasından itibaren bu zar yardımıyla kaslarınız, iki yana doğru ayrılmaya başlar ve bebeğiniz dışarıya doğru şişkinleşebilen karnınızda daha rahat yerleşir. Karnınızdaki bu duruma diastasis recti abdominis yani karın kaslarında ayrılma denir. Bu ayrılma, normalde doğumdan hemen sonra hızla iyileşme gösterir ve iyileşmenin hızlı fazı 8. haftaya kadar devam eder. Bu noktadan sonra iyileşme hızı oldukça düşer. Bazen genetik, fizyolojik veya çevresel faktörlerden dolayı iyileşme, kendi kendine gerçekleşemez ya da yeterli olmaz. İyileşmenin olmadığı durumlarda diastasis recti, iyi bir fizyoterapi ve rehabilitasyon süreciyle beraber, kolayca sorunsuz seviyelere çekilebilir ve iyileştirilebilir bir durumdur.

Peki, neden önemli bu ayrılma? Estetik kaygılarım yok, ciddiye almazsam ne olur?

Karın kaslarınız, neredeyse bütün vücudunuz için destek görevi gören önemli bir parçanın güçlü elemanlarıdır. Diastasis recti, karın kaslarının çalışma sıralamasının değişmesinden kaynaklanır. Çalışması değişen karın kasları, görevlerini yeterli ve düzgün yapamadığında vücudun genelinde meydana gelen mekanik değişiklikler başka sorunlar için temel oluşturur. Bel mekaniğinin ve leğen kemiği stabilitesinin yeterli olmaması, sorun yaratabilecek postüral değişikliklere yol açabilir; aynı zamanda pelvik bölgeyi ve beli, yaralanmaya daha açık hale getirebilir. Ek olarak ayrılma ile birlikte zayıflayan linea albada fıtıklaşmalar meydana gelebilir.

Peki, bende var mı? Nasıl anlarım? Ne yapmalıyım?

Diastasis rectinin değerlendirilmesinde; kişi sırtüstü yatar, dizlerini kırarak kendine doğru çeker ve ayak tabanlarını yere koyar. Bu pozda iken eller ayaklara doğru uzanarak baş yerden kaldırılır ve göbek deliği hizasında, dikey uzanan hat boyunca elle dokunularak açıklık/boşluk kontrol edilir. Ayrılma, 2cm’nin üzerinde ise bu durum riskli kabul edilir; böyle bir şüphe varsa mutlaka hekiminize danışmalı ve tanı almalısınız. Bir sonraki durağınız fizyoterapist olmalıdır ki size özel tedavi edici programınız planlanabilsin. Size çok mantıklı gelen mekik gibi öne katlanarak yapılan karın egzersizleri, fizik tedavi sürecinizin en son aşamalarında yer alır ve bu süreçte bir fizyoterapist ile çalışmak en güvenilir seçenek olacaktır. Çünkü bireysel bir program çizilmesi gereken bu özel durum, genel geçer egzersiz planlamaları veya bütüncül olmayan yaklaşımlarla bir sorun halini alabilir. Eğer durumunuzda mutlak cerrahi söz konusu ise yine fizyoterapistiniz, operasyon öncesi ve sonrası vücut ve omurga sağlığınızı koruyacak ve geliştirecek doğru programları size sunacaktır.

Neler yapmalı, nelerden kaçınmalıyım?

  • Bu süreçte mekik gibi karın kaslarınıza direkt yüklenen egzersiz seçeneklerinin tümünden uzak durmalısınız.
  • Ikınmak gibi karın içi basıncı önemli ölçüde artıran davranışlardan kaçınmalı; onun yerine derin bir nefes alıp dudaklarınızı büzerek birkaç seferde iterek soluk vermelisiniz.
  • Öksürmek, hapşırmak gibi ani basınç yaratan durumlarda ellerinizi iki yandan karnınıza sarılır gibi çaprazlayarak karnınızı destekleyebilirsiniz.
  • “Ağır yük taşımayın.” mükemmel bir öneri ama yeni doğum yapmış bir anne için tabii gerçekçi değil. Hareket alışkanlıklarınızı düzenleyerek en fazla korumayı sağlayabilirsiniz. Bebeğinizi bedeninize olabildiğince yakın taşımak, ergonomik bir “anne kucağı” kullanmak iyi bir destek sağlayacaktır.
  • Öne yönelimli işlerde dikkatli olmalısınız. Örneğin; bebeğinizi yatağına bırakırken direkt eğilmek yerine dizlerinizi kırarak eğilmeye çalışmak daha iyi bir seçenek olacaktır.

Son olarak neden ‘’sosyal medya videoları’’ özellikle bu durumda riskli ?

Öncelikle siz ve sorununuz biriciksiniz. Genel geçer önerilerin size uygun veya yeterli olmaması ihtimali oldukça yüksek. Mutlaka doğru ve uygun videolar vardır ama bu kadar ciddi bir paylaşım deryasında, doğruyu ayırt etmek biraz zor olabilir. Size uygun olmayan seçenekler sorununuzu ciddileştirebilir.

Merak etmeyin fizyoterapistiniz burada!

Dilay TUNÇ, Fizyoterapist (Fizyoterapistinizle ilgili detaylı bilgi almak için tıklayınız.)

KAYNAKLAR
  1. Davenport MH, et al. Impact of prenatal exercise on maternal harms, labour and delivery outcomes: a systematic review and meta-analysis. Br J Sports Med.
  2. Sancho MF, et al. Abdominal exercises affect inter-rectus distance in postpartum women: a two-dimensional ultrasound study. Physiotherapy.
  3. Gluppe SL, et al. Effect of a Postpartum Training Program on the Prevalence of Diastasis Recti Abdominis in Postpartum Primiparous Women: A Randomized Controlled Trial. Phys Ther.

Kemikler Erir mi?

“Kemik Erimesi” tabiriyle anlatılmak istenen OSTEOPOROZ’a, kemik yoğunluğunun azalması demek daha doğru olur. Çünkü kemikler bir mum gibi eriyip gitmezler; dışarıdan bakıldığında neredeyse aynı gözüken kemiğin ağırlığı azalmaya başlar. Kemik dokusu ve bu dokuya etki edebilen faktörler hakkında bilgi sahibi olmak, yaşam kalitesini mümkün olan en üst düzeyde tutmaya yardımcı olacaktır. Amacımız, osteoporozun ve buna bağlı kırık oluşumunun önüne geçerek süreci yavaşlatacak önlemleri almaktır.

Kemikler sadece büyüme çağında değil, ömür boyu kendilerini yenileyen, canlı dokulardır. Buna bağlı olarak iskelet, 7 ila 10 yıl içinde tamamen yenilenmiş olur. Bu öyle güçlü bir mekanizmadır ki kırık sonrası, müdahale edilmese bile kırığın iki ucunun arası dolabilir. Ömür boyu süren bu yenilenme yaş ilerledikçe doğal olarak azalabilir. Yaşlılıktan bağımsız olarak, yaşam şekli ve bazı tıbbi durumlar da bu süreci tersine çevirip hızlandırabilirler.

Kemik yoğunluğundaki azalmayı kolaylaştıran, hızladıran faktörleri iki başlık altında sıralayabiliriz:

1)Kontrol edilebilen faktörler:

  • Fiziksel aktivite ve egzersiz yetersizliği: En etkili faktördür. Hareketli bir yaşam sürmek ve uygun bir egzersiz programını düzenli olarak uygulamak şarttır.
  • Dengesiz beslenme: Kemiğin ihtiyaç duyduğu minerallerin günlük olarak beslenmeyle alınması için düzenli ve dengeli beslenme önerilir. Diyetisyene danışarak gerekli düzenlemeler yapılır.
  • Sigara ve alkol kullanımı: Bazı görüşler osteoporozu arttırdığına yöneliktir.

2) Kontrol dışında gelişen faktörler:

  • Yaş ve Genetik: Yaşam tarzı düzenlenmesi ile etkileri azaltılabilir.
  • Hormonal değişimler: Menopoz sonrası kadınlarda, özellikle ilk yıllarda hızlı bir kemik yoğunluğu kaybı olur. İlerleyen yıllarda bu kayıp yüzdesi erkeklerle aynı düzeye düşer.
  • Bazı hastalıklar: Kortikosteroid kullanımı, bazı karın içi organ hastalıkları, tiroid ve paratiroid hastalıkları gibi durumlarda osteoporoz gelişebilir.

FİZİKSEL OLARAK AKTİF KALMAK:

Egzersiz yapmanın beden sağlığı üzerindeki olumlu etkisi bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Kemikler de egzersizle sunulan mekanik uyarıya, kendilerini yenileyerek cevap verirler. Sürekli yük taşımaya, kompresyona (baskıya) göre düzenlenmiş olan iskeletin, buna uygun (hareket uyarısı alabileceği) egzersizlerle, düzenli olarak çalıştırılması gerekir. Yük taşımak ve hareketsiz kalmamak önemlidir. Kişinin ihtiyaçlarına göre seçilmiş, doğru egzersizlerin, düzenli uygulanmasıyla  hareketsiz geçirilmiş zamanların (yılların) olumsuz etkileri bile geri kazanılabilir.

Bu noktada kişiye uygun egzersizin önemini de vurgulamakta fayda var. İleri derecede osteoporozu olan bir kişinin yapması gereken egzersizler farklı, osteoporozu yeni başlayan ya da başlamamış ama riski artmış kişinin yapacağı egzersizler farklıdır. Örneğin yoga, kas gücünü ve dengeyi arttırmada olumlu etkilere sahiptir. Ancak ileri düzeyde osteoporozu olan kişilerde dikkat edilmesi gereken hususlar vardır. Örneğin, kifoz dediğimiz, sırttaki öne eğilme durumu yerleşmiş bir kişinin, özellikle öne eğilme pozlarında zorlamaması yerinde olur.

Fizyoterapistinize, yapacağı değerlendirme sonrası size en uygun egzersiz programını belirlemek konusunda güvenebilirsiniz.

KIRIKLAR:

Osteoporoza bağlı kırıklar daha çok kalça, omurga ve el bileğinde oluşur. Düzenli egzersiz yapan kişinin dengesi, koordinasyonu, kas gücü ve esnekliği artmış olduğu için düşme riski azalacaktır. Düşme durumunda ise eğer bir yaralanma olursa iyileşme daha kolay ve hızlı olacaktır; rehabilitasyon gerekirse geçmişten gelen güçsüzlükler sorun teşkil etmeyecektir.

Kemik yoğunluğunun korunması ve devam ettirilmesi için ideal olan ömür boyu hareketli kalmak, düzenli egzersiz yapmak olsa da düzenli ve doğru egzersizlerle kötüye giden süreci her zaman tersine çevirmek mümkündür.

Merak etmeyin Fizyoterapistiniz Burada!

Ebru ÇELİKOK, Fizyoterapist (Fizyoterapistinizle ilgili detaylı bilgi almak için lütfen tıklayınız.)

KAYNAKLAR
  1. Lorentzon, R., Lorentzon, M. (2001). The human genome, exercise and bone mass Prevention of osteoporosis and fragility fractures by exercise? A great challenge for sports medicine. / Scandinavian Journal of Medicine & Science in Sports, 11(3): 131 – 133.
  2. Todd, J.A., Robinson, R.J. (2003). Osteoporosis and exercise.  / Postgraduate Medical Journal, 79:320-323.
  3. Sinaki, M. (2012). Yoga Spinal Flexion Positions and Vertebral Compression Fracture in Osteopenia or Osteoporosis of Spine: Case Series. / Pain Practice, 13(1): 68–75.
  4. Motorwala, Z.S., Kolke, S., Panchal, P.Y., et al. (2016). Effects of Yogasanas on osteoporosis in postmenopausal women. / International Journal of Yoga, 9:44-8.