Solunum Sıkıntınızın Sebebi Omurganız Olabilir…

“Hiçbir hastalığım yok ama nefesim daralıyor, hatta bu durum günlük hayatımı etkiliyor, çok çabuk yoruluyorum, nefes almak bile yoruyor.” diye mi düşünüyorsunuz? Bunun sebebi omurganız olabilir.

 

Bebekler, hepimizin bildiği gibi öne doğru bükülü pozisyonda doğar; zamanla başlarını tutabildikçe boyundaki kıvrım, oturdukça da beldeki kıvrım oluşur. Aslında bu da dengeyi ve düzgün duruşu sağlar.

Ancak aşağıdaki bazı durumlarla duruşumuz bozulabilir;

  • Doğuştan, omurgadaki kemiklerin şekil ya da yapısındaki bozukluk
  • Yaşlılarda osteoporoz (kemik erimesi)
  • Romatizmal hastalıklar
  • Vücudu hatalı kullanma
  • Aşırı kilo
  • Vücut geliştirme çalışırken hatalı egzersizler yapmak
  • Kas dengesizliği
  • Yanlış ayakkabı seçimi
  • Uygun olmayan çalışma ortamı (masa, sandalye boyu vb.)

 

Peki, bu duruş bozuklukları ve omurgadaki problemler vücudumuza, özellikle de akciğerimize nasıl etki eder, neden solunum sıkıntısına yol açar?

 

Halk arasında “kamburluk” denilen kifoz; zaten varolan yerçekiminin bizi öne doğru çekmesiyle, vücudumuzun ön ve arka grubunda bulunan kasların dengeli olmaması sebebiyle omuzların öne doğru çekilmesi ve sırt bölgesinde yuvarlak bir görünümün oluşmasıdır.

 

Lordoz denilen beldeki çukur, kıvrım ise normalde her insanda bir miktar olması gerekirken, kaslar arasındaki dengesizlik ile vücudun bu dengesizliği giderme ve ağrıyı azaltma çabası gibi sebeplerle bazı insanlarda artar, bazılarında ise azalır.

 

“Omurga eğriliği” olarak geçen skolyoz ise omurgadaki 3 boyutlu, karmaşık bir bozukluktur. Omurgadaki kemiklerde her yöne eğrilik ve dönmeler olabilir. Göğüs kafesinin şekli de bu eğrilikten etkilenebilir. Eğriliğin oluşumu fonksiyonelse, duruş bozukluğunu gidermek hızlı geri dönüş sağlarken, yapısal durumlarda geri dönüş daha uzun sürede olur.

 

Kifoz, skolyoz ya da her ikisinin beraber görüldüğü kifoskolyoz, omurgayla beraber göğüs kafesinin de şeklini etkiler. İç organların olduğu alanı daraltarak, akciğerlerin normal kapasitesini azaltabilir ve nefes alırken akciğerin genişlemesi zorlaşabilir. Bu durum, vücudumuzda doğal olarak, kendiliğinden gerçekleşmesi gereken nefesin, daha çok kasın çalışması ile daha fazla enerji harcanarak yapılmasına sebep olur. Nefes alırken çalışması gereken kasların yerine başka kaslar kasılabilir ve bu da vücutta sürekli fazladan yük oluşturarak yorgunluğa yol açabilir.

 

Çocuklukta başlayan ve önemsenmeyen durumlarda; dış görünümün etkilenmesiyle beraber, akciğer gelişiminin bozulabileceği, solunum kaslarında zayıflık oluşabileceği bunun da yine yorgunluğa ve nefes darlığına sebep olacağı çalışmalarla gösterilmiştir. Ancak yine yapılan çalışmalarda;

 

  • Erken yaşta saptanarak başlanan, kas iskelet sistemindeki probleme yönelik egzersizlerin; solunum ve gevşeme egzersizleriyle birlikte yapıldığında bu problemleri çözmede etkili olduğu
  • Daha ileri yaşlarda egzersize başlansa bile düzenli egzersiz yapanların, yapmayanlara göre solunum kapasitesinin daha iyi olduğu
  • Kifoz ve skolyoz derecelerinin daha az olduğu
  • Solunum kas kuvvetinin daha iyi olduğu
  • Akciğer kapasitesinde iyileşme sağlandığı
  • Yorgunluk düzeyinin azaldığı gözlenmiştir.

 

Peki biz fizyoterapistler olarak ne yapıyoruz?

 

Önce, omurgada oluşan problemin esas sebebini saptamaya çalışıyoruz.

Gerekli değerlendirme testleri ve radyolojik incelemelerle omurgadaki problemin sebebi ve şekli belirlendikten sonra bu problemi gidermeye yönelik, kişinin ihtiyacına uygun olan, basit, vakit almayan, kişiye özel egzersiz programını oluşturuyoruz. En etkili tedavi için manuel terapi ve bantlama yöntemlerini de programa ekliyoruz ve problemin tekrar oluşmasının önüne geçiyoruz.

Solunum egzersizlerini de, tüm egzersizlerle birleştirerek öğretiyoruz. Böylece akciğer kapasitesinin artmasını ve solunumun, olması gerektiği gibi en düşük seviyede enerjiyle gerçekleşmesini hedefliyoruz. Bu şekilde yorgunluğu azaltmaya yardımcı oluyoruz. Kişiye solunum egzersizlerinin yanında, gevşeme ve günlük aktivitelerde enerji kullanma teknikleri ile nefes darlığını azaltma yöntemlerini öğretiyoruz. Günlük hayatını kısıtlamamasını hatta daha dinç hissetmesini; her zaman yapabileceği basit egzersizleri öğreterek sağlıyoruz.

Siz en iyisi bir fizyoterapiste danışın.

Şanslısınız çünkü fizyoterapistiniz burada!

 

S. Şeyma ÇINAR, Fizyoterapist (Fizyoterapistinizle ilgili detaylı bilgi almak için lütfen tıklayınız..)

 

KAYNAKLAR:
  1. Scoliosis on pulmonary function. / Ran H1,Zhi-hong W,Jiang-na H. / Zhongguo Yi Xue Ke Xue Yuan Xue Bao. 2011 Feb;33(1):102-6
  2. Cardiopulmonary Exercise Testing in Patients with Idiopathic Scoliosis. / Shen J, Lin Y, Luo J, Xiao Y./ J Bone Joint Surg Am. 2016 Oct 5;98(19)
  3. Study and influence of exercise program on respiratory function of adults with kyphosis. / Ghanbarzadeh M1, Mehdipour A. / Acta Bioeng Biomech. 2009;11(1):11-7.
  4. Influence of Short-Term Scoliosis-Specific Exercise Rehabilitation on Pulmonary Function in Patients with AIS. / Moramarco M, Fadzan M, Moramarco K, Heller A, Righter S. / Curr Pediatr Rev. 2016;12(1):17-23.

Her kol ağrısı boyun fıtığı mıdır ?

Kol ağrısı birçok insanın sıkça yaşadığı bir durum. Düşme, çarpma, darbe ya da ağır yük kaldırma gibi sebeplerden kaynaklı kol ağrıları; herhangi bir tedavi uygulanmadan ya da buz koyma, ağrı kesici ilaçlar gibi basit uygulamalarla birkaç gün içinde geçer.

Ancak ağrınız uzun süredir devam ediyor, sık sık aynı bölgede yineliyorsa, ağrı ile beraber uyuşma veya karıncalanma hissediyorsanız, kolunuzda güç kaybı da varsa, bazı hareketleri yaptığınızda artıyor ya da rahatlıyorsa, ağrıya bunlara benzer başka sebepler eşlik ediyorsa; ağrınızın altında göz ardı etmemeniz gereken bir sebep yatıyor olabilir.

Ağrıyı, vücudumuzun olağan dışı bir durumu bize haber vermek için gönderdiği bir alarm olarak tanımlayabiliriz. Ağrınızın tedavi edilebilmesi için ilk atılması gereken adım, bu alarmın neden verildiğini bulabilmektir. Ağrı; kas ya da sinirlerde bir problem, stres, yorgunluk ve travma gibi birçok sebebe bağlı gelişebilir. Her sebebin göstereceği belirtiler de farklı olacaktır. Ağrının kaynağının doğru tespit edilmesi; iyi bir gözlem, detaylı hikaye almak ve ağrılı bölgeye uygulanan özel testlerle mümkündür. Fizyoterapistler bu testleri uygulama, ağrının sebebinin belirlenmesi ve tedavisi konusunda donanımlı kişilerdir. Ağrının neden kaynaklandığını bilmek; bizlere doğru bölgeye, doğru zamanda, doğru uygulama yapma fırsatı sunacak ve kısa zamanda kalıcı tedavi olanağı sağlayacaktır.

Boyun fıtığının spesifik belirtileri; kolda ağrı, kuvvet kaybı, uyuşma ve karıncalanmadır. Ağrı genelde şiddetlidir ve aniden başlar. Ağrının asıl hissedildiği yer; boyundan ziyade göğüs, kürek kemiği çevresi ve koldur. Genellikle tek tarafta hissedilir. Fıtığın şiddetine ve seviyesine göre parmaklara kadar uzanan uyuşma ve karıncalanmalar eşlik edebilir. Kolda belirgin kuvvet kaybı ve nesneleri tutma, kavramada zorluklar yaşanabilir.

Ancak bu belirtilerin sizde olması, kesinlikle boyun fıtığı olduğunuz anlamına gelmez. Benzer belirtiler gösteren ve boyun fıtığı sanabileceğiniz farklı bir rahatsızlığı da işaret ediyor olabilir. Örneğin omuz hizasından yukarıdaki bir şeye uzanırken, özellikle omuzda yoğunlaşan ağrınız oluyorsa kolunuzdaki kasların tendonlarının omuz kuşağındaki kemiklerin arasında sıkışmasından kaynaklanan impingement (sıkışma) sendromu yaşıyor olabilirsiniz. Dirseğinizde yoğunlaşan ve ön kolunuzun üzerinde de hissedilen, kavanoz açma gibi el bileğinizi geriye çekerken direnç veren eylemlerle birlikte artan ağrınız varsa bu ağrıya tenisçi dirseği (lateral epikondilit) sebep oluyor olabilir. Ağrınız efor sarf etmenizi gerektiren aktiviteler ile artıyor, dinlenince azalıyorsa göğüs ağrısı (angina pektoris) kaynaklı olabilir. Ağrınızın sebebi ve problemin nereden kaynaklandığı doğru bir fiziksel değerlendirme ile radyolojik görüntüleme yöntemlerine gerek kalmadan da belirlenebilmektedir. Sağlıklı fiziksel değerlendirme ve muayene için fizyoterapistiniz ile görüşmelisiniz.

Merak etmeyin fizyoterapistiniz burada!

 

 

Hüseyin KARAKAYA, Fizyoterapist (Fizyoterapistinizle ilgili detaylı bilgi almak için lütfen tıklayınız.)

 

KAYNAKLAR:
  1. Servikal Disk Hernileri: Turkiye Klinikleri J PM&R-Special Topics 2009;2(3):35-43
  2. Cervical Disc Hernia: Turkiye Klinikleri J Neurosurg-Special Topics 2011;4(2):103-7