Bebekleri̇n Süper Gücü Nedi̇r????

Sizce, bebekler yeni doğduklarında en güçlü oldukları yan hangisidir? 

Görme mi? İşitme mi? Yoksa dokunma mı?

Bebekleri inceleme fırsatınız olduysa doğdukları andan itibaren içgüdüsel bir keşif duygusuyla hareket ettiklerini görmüşsünüzdür. Bebekler anne karnından itibaren dokunma ile keşfederler. Anne karnında 3. aydan itibaren parmaklarını emmeye başlarlar, plasenta duvarına dokunur ve tekmelerler. Doğum sonrası 1 aylıkken bile avuç içine parmağınızı koyduğunuzda kavrarlar, emzirirken yanağına veya dudağına dokunmak yeterli olur, ellerini-ayaklarını ağızlarına alırlar… yani bebekler dokunma yoluyla keşfeder, iletişim kurar, beslenir, eğlenir, gelişir. O halde dokunma, bebekler için çok değerlidir. 

Masaj yaparak bebeğin gelişimine katkıda bulunabilir miyiz???

Özellikle yeni doğan döneminde, görme ve işitme zayıf olduğu için dokunma ile dış dünyayı algılarlar. Dokunma duyusunu uygun bir şekilde uyardığımızda fizyolojik, psikolojik ve sosyal açılardan bebeğin gelişimine doğrudan katkıda bulunmuş oluruz. Bebeklerin dudakları, dilleri, kulakları ve alınları başta olmak üzere tüm vücutları dokunma duyusu açısından çok gelişmiştir. 

Masaj, bebeğin gereksinim duyduğu her zaman yapılabilir. Bebeğin dolaşım, solunum, sindirim, boşaltım mekanizmaları masajdan olumlu etkilenen sistemlerdendir. 

  • Bebek masajı ile ebeveyn ve bebek iletişimi güçlenir; annede oksitosin salınımı artar, bu annenin de gevşemesini sağlayarak doğum sonrası depresyonu azaltır ve emzirmeyi kolaylaştırır. Son yapılan çalışmalara göre babanın bebekle ilgilenme süresinin ve bebeğe temasının artması ile oksitosin salınımının yükseldiği bulunmuş, yani bebekle temas eden ebeveyinin beyninde ödül mekanizması harekete geçiyor ve haz duygusu artıyor.
  • Bebeğin sosyalleşme duyusunu geliştirir, ilk sosyalleşme becerilerini bu dönemde anne ve baba ile iletişimiyle kazanır, 
  • Bebekte mutluluk hormonu dediğimiz seratonin artarken stres hormonu seviyesi azalır, 
  • Masaj sonrası bebekler gevşeyip mutlu oldukları için uykuları da daha düzenli olur, uyku düzeni oturan çocuk enerjisini daha güzel kullanır ve uyanık kaldığı zamanı daha güzel değerlendirir, 
  • Masajın beyin dalgalarını olumlu yönde değiştirdiği yönünde çalışmalar mevcuttur,
  • Yapılan çalışmalar ile masaj yapılan bebeklerde, motor gelişim ve koordinasyonun masaj yapılmayan bebeklere göre daha iyi gelişim gösterdiği kanıtlanmıştır, 
  • Masaj, bebeğin fiziksel büyümesine katkı sağlar ve kilo alımını hızlandırır, 
  • Bebeğin bağışıklık sistemini güçlendirir bu durumda tıbbi yardım alma ihtimali azalır,
  • Beden farkındalığını arttırır bu da benlik algısını ve bebeğin kendine güvenini arttırır,
  • Ağrı-gaz sancısı-kabızlık azalır,
  • Masaj, uyarıcı bir etkiye sahiptir bu da hareketliliği arttırır; motor gelişim için bebeğin hareketli olması çok önemlidir,

Masaj ile kas ve eklemlere uyarı verirsiniz. Bu verdiğiniz uyarı ile bebek özellikle kol ve bacaklarını, parmaklarını ve vücudunun diğer bölümlerini hissetmeye başlar, vücut farkındalığı ve vücut parçalarının birbirine uyumunu öğrenir. Bütün bunlar bebeği keşfetmeye ve daha çok harekete iter. Bu sayede ilerleyen dönemlerde dönmeler, kol-bacaklara yük vermeler, emeklemelere geçiş gibi aşamalara hazırlık yapılmış olur. 

2005 yılında yapılan bir çalışmada sağlıklı bebeklere belli bir süre bebek masajı uygulanmış ve değerlendirilmiş. Bebeklerin dil-bilişsel, ince ve kaba motor, sosyal beceri- özbakım gibi mental-motor gelişim alanlarında masaj yapılmayanlara göre daha çok geliştiği bulunmuş. 

Bebek masajının kuralları var mıdır? Profesyonel yardım şart mıdır?

Masajı, bebek masajı ve pediatrik masaj olarak ikiye ayırabiliriz. 

Bebek masajını yeni doğan her çocuğa uygulayabilirsiniz, hiçbir zararı yoktur. Genel kuralları olmamakla beraber bebek ağladığında onu zorlamamanız, masajı baştan aşağı bitirmeye çalışmamanız gerekir. Anne veya babanın masajı yapıyor olması bebek ve ebeveynler için daha tercih edilir. Sevdiği bir müzik eşliğinde ve cildi hassas olduğu için herhangi bir yağ kullanarak uygulamanız bebeğin uyumunu kolaylaştırır. Masaj aynı zamanda bir iletişim metodu olduğu için bebekle iletişimde olacağınız pozisyonda olması da bu durumu kolaylaştıracaktır. Yatması şart değildir otururken, babasının kucağında, yüz üstü de yapabilirsiniz; bu tamamen bebeğin konforu ve sizinle iletişimine bağlıdır. Masaj yaparken dokunduğunuz bölgeyi bebeğin görmesi; görme ile vücut parçası arasında da bir farkındalık sağlar, vücudunu daha iyi hissetmesine katkıda bulunmuş olursunuz. Vereceğiniz basınç miktarı yine size ve bebeğe bağlıdır; bazı bölgelerde daha uyarıcı bazı bölgelerde daha yumuşak geçişler kullanabilirsiniz.

Pediatrik masaj; profesyonel bir destek yönlendirmesiyle yapılacağı ve terapötik amaçla kullanılacağı için bir sonraki yazımda bu konuya ayrıntılı değineceğim. 

Hem bebeğinizle kaliteli vakit geçirebileceğiniz, hem onun sevdiği hem gelişimine katkıda bulunduğunuz, güvenle uygulanan; zararsız-faydalı ve ücretsiz olan bu yöntemi tüm ailelerimize öneriyoruz.

Zeynep GÜNER, Fizyoterapist (Fizyoterapistinizle ilgili detaylı bilgi almak için lütfen tıklayınız.)

KAYNAKÇA
  1. İnal S, Yıldız S. Sağlıklı Term Bebeklerde Düzenli Bebek Masajının Büyüme ve Mental-Motor Gelişime Etkisi, Florence Nightingale Hemşirelik Yüksekokulu Dergisi, 2005.
  2. Gürol A. Bebek Masajının Anne Bebek Bağlanması ve Emzirme Başarısına Etkisi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı, Doktora Tezi, Erzurum: Atatürk Üniversitesi, 2010. 

Yoga Yaptım Belim Ağrıdı???

Daha önceki yazılarımda, yoganın faydalarından ve fizyoterapistler tarafından terapi amacıyla da kullanılabileceğinden ama fizyoterapi seansı yerine geçemeyeceğinden bahsetmiştim. Bu yazıda, kronik bel ağrınız varsa ve yoga yapmak istiyorsanız;  yoganın bel ağrısına ne zaman iyi gelip ne zaman gelmeyeceği konusunda size rehber olabilecek noktaları biraz açıklamak istiyorum.

Yoga bel ağrısına nasıl iyi geliyor?

Yoganın bel ağrısına etkileri konusunda yapılmış araştırmalara göre öncelikle gözden kaçırmamız gereken noktalar şunlardır:

  • Kronik ağrı, karmaşıktır ve basit bir modele uymayabilir. Çoğu zaman, tek bir yöntemle ve  kısa sürede sonuç almayı beklemek yerine; farklı branşların bir arada çalışması gereken, yavaş bir süreç olacağını kabul etmek gerekir.
  • Multidisipliner ağrı programlarıyla, ağrının birden fazla yönüne hitap etmek bu kişiler için önemli yararlar sağlar.
  • Yoga duruşlarının düzenli uygulanmasıyla bedenin doğal korse sistemi aktif hale gelebilir. Ayrıca gevşeme sağlanır ve esneklik artar. Böylece, ağrıda azalma ve fonksiyonda gelişme elde edilebilir.
  • Yoganın, “nefes – zihinsel odaklanma – fiziksel egzersiz” üçlüsünü birleştiren bütüncül özelliğinden dolayı  kronik ağrıda etkili bir yaklaşım olabildiği gösterilmiştir. 

Peki, yoga yapan herkesin bel ağrısı geçer mi?

Şu durumlarda yoga yapmak bel ağrınızın geçmesine yardımcı olabilir:

  • Eğer bel ağrısı, sadece uzun süre oturur ya da genel olarak hareketsiz bir yaşam tarzından kaynaklanıyorsa sevilen bir aktiviteyle harekete geçildiğinde ağrı geçebilir;
  • Zihindeki odak noktasının yapılan aktiviteden uzakta olması, duygusal yüklerin sürekli postüre (duruşa) yansıması, uzun süreli stresin yarattığı otonom sinir sistemi dengesinin değişmesi sonucu oluşan ağrılı durumlarda yoganın olumlu etkileri olabilir. 

Fizyoterapi seansı almanız gereken durumlar:

  • Yoga, bazı bel ağrılarına iyi gelirken bazı bel ağrılarına bir etkisi olmaz ya da bazen kötüleştirdiği de olabilir. Örneğin; bel fıtığı kaynaklı ağrılarda, akut durumda yoga ya da başka bir egzersiz genelde iyi gelmez; önce terapi programı uygulanması gerekir.
  • Spondilolistezis, fıtık, skolyoz, osteoporoz gibi bir teşhisiniz varsa,
  • Hareket ettiğinizde ağrınız azalmıyorsa veya artıyorsa,
  • Ağrınız yok ama yoga duruşlarında bir gelişme elde edemiyor hep aynı şeylerde zorlanıyorsanız; fizyoterapi seansı almalısınız.

Fizyoterapistin birebir değerlendirmesi olmadan “bu egzersiz veya şu yöntem ya da yüzmek, bel ağrısına iyi gelir” diyemeyeceğimiz gibi “şu asana bel ağrısına iyi gelir” de diyemeyiz. Bu genellemeler, kişinin bireysel özelliklerini, ihtiyaçlarını karşılamaya yetersiz kalabilir. Örnek verecek olursak; bir kas grubu görevini tam olarak veya zamanında devreye girerek yapamıyor olabilir. Sonuçta, fonksiyona devam edebilmek için başka bölgelere gereksiz ve fazladan yük binebilir. O zaman, beden sürekli zorlanmaya maruz kaldığı için kalıcı hasar oluşmasın diye ağrı ile uyarı verebilir. Yoga sınıfına katılabilir ve birçok şeyi yapabilirsiniz ama zamanla fazladan yük alan bölgelerde sorunlar başlayabilir. Fizyoterapistinizin önereceği basit egzersizlerle bu kasların zamanında devreye girmesi sağlanır ve hareket etmek kolaylaşır.

Şanslısınız fizyoterapistiniz burada!

Ebru ÇELİKOK, Fizyoterapist (Fizyoterapistinizle ilgili detaylı bilgi almak için lütfen tıklayınız.)

KAYNAKÇA
  1. Sorosky S, Stilp S, Akuthota V. Yoga and pilates in the management of low back pain, Current Reviews in Musculoskeletal Medicine, 2007. 
  2. Posadzki P, Ernst E. Yoga for low back pain: a systematic review of randomized clinical trials, Clinical Rheumaology, 2011.
  3. Chang DG, Holt JA, Groessl EJ. Yoga as a treatment for chronic low back pain: A systematic review of the literatüre, Journal of Orthopedics & Rheumatology, 2016.