Belim Ağrıyor, Korse Kullanmalı mıyım?

Beliniz mi ağrıyor? Endişelenmeyin. Şimdi anlatacaklarım umarım sizi bir nebze olsun rahatlatacaktır…

Biraz omurgamızdan bahsedelim!

Omurgamız tüm vücudumuza destek oluşturur. Ayakta dik durmamızı, tüm yönlerde hareket etmemizi sağlar ve denge mekanizmamız için de oldukça önem taşımaktadır. Ayrıca hayati bir öneme sahip olan omuriliğimizi korur. Bu fonksiyonlar, ancak omurgayı oluşturan tüm yapılar sağlamsa ve uyum içinde çalışıyorsa yerine getirilebilir.

Bel ağrısı nedir?

Bel ağrısı hepimizin hayatında en az bir kez karşılaştığı bir durumdur. Bel ağrısının pek çok sebebi vardır. Bir hastalık değil, bir belirtidir.

Bel ağrımın kaynağı ne olabilir?

Bel ağrısının çok sayıda nedeni vardır. Bel ağrılarının yaklaşık %95‟i, En sık rastlanan nedeni ise uzun süreler boyunca omurgayı yanlış pozisyonda tutma ve yanlış kullanma sonucunda zorlanmasıdır Sadece %5 lik bir kısım ciddi rahatsızlıklar kaynaklıdır.

 

 

Bel ağrılarından korunmam mümkün mü?

Sağlıklı bir bele sahip olmak zor değildir. Belimizi, omurgamızı tanıyarak, günlük yaşamda ve iş ortamında belimiz ve vücudumuz için uygun olmayan pozisyonlardan kaçınarak davranışlarımızı değiştirmek ve hareketli bir yaşam sürerek bel ağrısından korunmak mümkündür. Bel ağrılarınızdan korunmak için  fizyoterapistinize danışarak uygun görülen bir egzersiz programı ile başlayabilirsiniz.

Şimdi asıl sorumuza gelelim korse kullanmalı mıyım?

“Korsenin işlevi nedir korse kullanmam ne gibi sonuçlar doğurur?”

Korse bel çukurunu düzleştirir, karın içi basıncı değiştirir, ağrı oluşturan hareketi engeller, gövde kaslarını destekler ve ısı etkisi oluşturur. En sık kullanılan plastik ve çelik balenli korselerdir. Korseler, omurgaya binen yükü azaltmak için karın içi basıncı artırırlar. Bu korselerle disk içi basınç %30 oranında azalmakta ayrıca çelik destekler ile de hastanın uygun postürü(duruşu) devam ettirmesi sağlanmaktadır. Ağrılı, akut dönemde bel korseleri, hareketleri kısıtlayarak bedenin iyileşmesi için gereken zamanı daha ağrısız ve kolay geçirmeyi sağlarlar. Korse, akut durumlarda, 5-10 gün ve günde 2-3 saati geçmeyecek şekilde kullanılabilir fakat korsenin daha uzun süre kullanılması kas aktivitesinde azalmaya sebep olacağı için önerilmez.

Ağrılarımdan kurtulabilir miyim ? Bel ağrım geçene kadar yatmalı mıyım?

Bel ağrılarının tedavisinde öncelikle yapmamız gereken hareketle ilgili yanlış algıyı yıkmaktır. “Hareket edersem ağrım artar.” “ Uzun süre yürümemeliyim, ağrım geçene kadar yatmalı istirahat etmeliyim.” gibi inanışlar yanlıştır. Akut durumlarda yatak istirahati önerilebilir fakat istirahat süresi oldukça önemlidir.  1 haftalık yatak istirahati dahi kondüsyon kaybına yol açtığı için 2 haftadan daha uzun süren istirahatin kaslarımızda zayıflamaya, dayanıklılığımızın  azalmasına ve kemik erimesine yol açabildiğini gösteren çalışmalar vardır. Yapılan çalışmalar günlük aktivitenin devamının, istirahat ve tutucu tedaviye göre daha iyi semptomatik iyileşme sağladığını da göstermiştir.

Yapmamız gereken, omurga biyomekanisini  gözeterek ağrı sınırında, en erken dönemde günlük yaşam aktivitelerimize devam etmektir. Bütün bunların yanısıra  eğer ağrılarımızdan bir an önce kurtulmak istiyorsak mutlaka egzersiz yapmalıyız.

Yapılan çalışmalar, bel ağrılı hastalarda en erken dönemde yapılan hafif düzeyli egzersizlerin koruyucu bir etki sağladığını göstermektedir. Egzersiz sırasında omurgaya etki eden hafif kuvvetler omurganın beslenmesini arttırır ve doku yıkımını azaltır. İskelet, kas fonksiyonunun düzelmesi için oldukça önemlidir. Bilinen fiziksel etkileriyle birlikte hastanın kendine güvenini artırıp, kognitif terapinin ilerlemesi ve başarılı olmasını sağlar.

Ağrınızı  arttırmaksızın egzersiz yapmayı öğrenmek  için ve ev egzersiz eğitimi için mutlaka bir fizyoterapiste danışmalısınız!!!

Merak etmeyin fizyoterapistiniz burada!!!

Büşra Postallı YÖRÜK, Fizyoterapist (Fizyoterapistinizle ilgili detaylı bilgi almak için lütfen tıklayınız.)

KAYNAKLAR:

  1. Sato N, Sekiguchi M, Kikuchi S, Shishido H, Sato K, Konno S.  Effects of long-term corset wearing on chronic low back pain, Fukushima J Med Sci, 2012.
  2. Kawchuk GN, Edgecombe TL, Wong AY, Cojocaru A, Prasad N. A non-randomized clinical trial to assess the impact of nonrigid, inelastic corsets on spine function in low back pain participants and asymptomatic controls, Spine J, 2015
  3. İçağasıoğlu A,  Yumuşakhuylu Y, Ketenci A, Toraman NF, Karataş GK, Kuru Ö, Kirazlı Y, Çapacı K, Eriman E, Haliloğlu S. burden of chronic low back pain in the turkish populatio, Turkish Journal of Physical Medicine and Rehabilitation, 2015
  4. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı, Tıpta Uzmanlık Öğrencileri El Kitabı, 2009.
  5. Polat Ö, Uçkun A. Lomber disk hastalığında konservatif tedavi yöntemleri, Türk Nöroşir Derg, 2018.

 

 

 

İnmede Tam İyileşme Mümkün müdür?

Ülkemizde oldukça sık gördüğümüz, etrafımızda karşılaştığımız, bizzat yaşadığımız, eş, dost ve akrabalarımızdan sıkça duyduğumuz “inme” hakkında neler biliyoruz?

Beynimiz, sinir ve damar ağlarıyla örülü karmaşık bir yapıdadır. Bu karmaşık yapı, beynin her bir noktasının kan damarlarıyla beslenmesini sağlar. Ancak çeşitli nedenlerden dolayı beyni besleyen kan damarları tıkanırsa; beyin dokusu beslenemez veya beyni besleyen bu kan damarlarında yırtılma sonucu kan, beyin dokusuna sızabilir. Böylece beyin hasarı gelişebilir. Bu iki durumda da “inme” dediğimiz tablo ortaya çıkar.

İnmeye sebep olabilecek yüksek tansiyon, diyabet, kolesterol, kalp hastalıkları, sigara/ alkol kullanımı, hareketsiz yaşam ve obezite gibi etkenler, tedavi edildiğinde veya kontrol altına alındığında inme riski büyük ölçüde azalmaktadır.

Ayrıca, günümüzde birçok hastalığın altında yatan kötü beslenme alışkanlığı ve hareketsiz yaşam etkenlerinin bu duruma olumsuz katkıları göz ardı edilmemelidir. Günde en az yarım saat yapılan düzenli fiziksel aktivitenin (yürüyüş, yüzme, koşu vb. gibi) inme riskini azalttığını gösteren çalışmaları da göz önüne alacak olursak; hareketin konuyla ilgili önemini daha iyi anlayabiliriz.

İnmede Vücudun İyileşme Süreci

İnmenin ilk anından itibaren, vücut işe koyulur.

  • Beynin etkilenen bölümündeki ölü beyin hücrelerinin temizlenmesi,
  • Bölgede kan damarlarının gelişmesi,
  • Bölgenin beslenmesinin sağlanması,
  • Yarı hasar görmüş sinir hücrelerinin tamir edilmesi ile iyileşme süreci başlar. Vücudun bu kendini tamir etme özelliği ile erken dönemde tıbbi tedavi ile fizyoterapi ve rehabilitasyon, iyileşmeyi oldukça olumlu etkiler.

Sinir sistemimizin iyileşmedeki çok önemli rolü…

Öncelikle sinir sisteminin “mucizevi” bir şekilde gerçekleştirdiği organizasyona değinmek istiyorum.

Beyinde hasarlı bir doku oluştuğunda, öncelikle sağlıklı sinir hücreleri filizlenerek yeni iletim yolları ve sinirler arası yeni bağlantılar oluşturur. Hasarlı sinir hücrelerinin de tekrardan sinir sistemi ağına katılması sağlanarak büyük bir organizasyon gerçekleşir.

Buna “nöroplastisite” denir. Bu sinir organizasyonu bebeklikten beri yaptığımız birçok aktiviteyi (araba sürmek, örgü örmek, bisiklete binmek gibi) öğrenirken de gerçekleşir. Sinirler arası etkileşim ve sinir yollarının artmasıyla beynimiz, işi öğrenmek için elinden geleni yapar.

Fizyoterapistler olarak; öğrenmek için çabalayan bu mucizevi yapıya (beyne), inme nedeniyle kaybedilmiş fonksiyonları tekrar öğreterek katkıda bulunuruz. Kişinin kapasitesini göz önüne alarak ulaşmak istediği, günlük yaşamda kullandığı aktiviteleri, rehabilitasyon programına ekeriz. Böylece kişinin yaşam kalitesini ve bağımsızlığını en yüksek düzeye ulaştırmayı hedefleriz.

Dolayısı ile, tedavinin önemli parçalarından biri de hareket etmektir. Bu konuda hasta ve fizyoterapist işbirliği gerçekten önemlidir. Günlük hayatta kullandığımız hareketlerin doğru ve kaliteli yapılmasını öğreten fizyoterapist, bu hareketleri günlük hayatında normal veya normale en yakın şekilde kullanan ve tekrarlayan ise hastadır. Çünkü doğru yapılan, bol tekrar edilen ve farklı çeşitlerde yapılan hareketler; kas, sinir, duyu gibi birçok sistemin bir bütün olarak iyileşmesi için önemlidir.

Rehberiniz fizyoterapist olduktan sonra.. hareket etmekten asla korkmayın!

Merak etmeyin, fizyoterapistiniz yanınızda !

Beril BAYRAMBAŞ, Fizyoterapist (Fizyoterapistinizle ilgili detaylı bilgi edinmek için lütfen tıklayınız.)

KAYNAKLAR
1. Otman S, A Karaduman, A Livanelioğlu. Hemipleji Rehabilitasyonunda Nörofizyolojik Yaklaşımlar, Hacettepe Üniversitesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Yüksekokulu Yayınları, Ankara, Hipokrat Yayınevi, 2001:1-15.
2.  Sandvig l, Augestad ILHåberg AK, Sandvig A. Neuroplasticity in stroke recovery. The role of microglia in engaging and modifying synapses and networks. European Journal of Neuroscience, 2018.
 3.  www.who.com
 4. www.stroke.org