Uğur Tunç: ”Ellerim uyuşuyor..Parmaklarım hissiz..”diyorsanız..

Elin özellikle baş, işaret ve orta parmağında oluşan uyuşma, karıncalanma, elektriklenme gibi hislerle başlar “karpal tünel” dediğimiz bu sendrom… İlerleyen zamanlarda ise kavramada ve kas kuvvetinde azalmalara neden olabilir.

Peki bu sendrom kimlerde ve neden görülür?

Karpal tünel sendromu elin iç kısmı ile baş, işaret ve orta parmağı uyaran, median sinir dediğimiz sinirin el bileğinde geçtiği “karpal tünel” olarak tanımlanan kanalda hassasiyet geliştirmesi şeklinde tanımlanabilir. El bileği ve parmaklarla tekrarlayıcı ve zorlayıcı hareketler yapan bireylerde, ergonomik olmayan bilgisayar kullanımı, el bileğinin mesleki zorlayıcı kullanımları, örgü, bez sıkma gibi ev içi aktiviteler uzun dönemde bu rahatsızlığa sebep olabilmektedir.
Bununla beraber yapılan araştırmalar diyabet, romatolojik problemler, el bileğinden geçirilmiş travma öyküleri, menapoz ve hamilelik dönemlerinin de karpal tünel sendromu oluşumunda rol oynayabileceğini göstermektedir.
Karpal tünel sendromunun belirtileri ilk anda boyun fıtığı ile benzerlik gösterip karıştırılsa da EMG ile kesin tanısı hızlı ve kolaylıkla koyulabilmektedir.
Karpal tünel sendromunun tedavisinde öncelik hastalığın neye bağlı geliştiğini belirlemektir. Sonrasında eğer kişi akut dırumda ise el bileğinin aralıklı ve geçici istirahate alınması, yüklenmenin ideal ölçülere çekilmesi, ağrı limitinde uygulanacak egzersizler önerilebilir. Akut faz sonrasında ise ilerleyici kuvvetlendirme, el bileği hareketliliğinin sağlanması ve arttırılması için uygun hareketlilik çalışmaları yapılabilir. Karpal tünel sendromu genellikle cerrahisiz iyileşebilen bir hastalıktır. Fakat nadir de olsa çok inatçı vakalarda veya tanıda gecikilmiş ve ciddi kas kayıplarıyla teşhisi konmuş vakalarda cerrahi müdahale ile kanalın genişletilerek median sinirin rahatlatılması sağlanabilmektedir.
Bu sendrom söz konusu olduğunda korunma tedaviden daha öncelikli bir durumdur. Meslek hayatımızda alacağımız birkaç küçük önlemle, ev içi aktivitelerimizde göstereceğimiz hassasiyetle bu sendromu önlemek mümkün olabilmektedir.
Bu sebeplerle karpal tünel sendromunda hem mesleki ergonomi ve modifikasyonlar hem de tedavi sürecinin belirlenmesi, yönetilmesi ve takibi için fizyoterapistinize danışabilirsiniz.

Şanslısınız fizyoterapistiniz burada!

 

Uğur TUNÇ, Fizyoterapist (Fizyoterapistinizle ilgili detaylı bilgi almak için lütfen tıklayınız.)

KAYNAKLAR:
1. Bardak AN1, Alp M, Erhan B ve ark. (2009) Evaluation of the clinical efficacy of conservative treatment in the management of carpal tunnel syndrome. Adv Ther. Jan;26(1):107-16.
2. Carpal Tunnel Syndrome: Physical Therapy or Surgery? J Orthop Sports Phys Ther. 2017 Mar;47(3):162.

Onur Seyrek: Yel girdi…Ne yapmalıyım?

Bel, boyun ve sırt ve ağrılarınızın bir kısmının açıklamasının “Soğukta kaldım, tutuldum.”, “Cereyanda kaldım.”, “Yel girdi.” şeklinde olduğunu klinikte sıklıkla görüyoruz.

Öncelikle söylenmesi gereken en önemli şey şudur: Yel kesinlikle girmez!

Yel girmesi ya da cereyanda kalmak olarak açıklanan ağrıların, bilimsel açıklamasını yaptığımda yelin neden zannedildiği gibi girmediği daha iyi anlaşılacaktır.

Doğada canlılar, vücut ısılarını koruma durumlarına göre sıcakkanlı ve soğukkanlı olmak üzere ikiye ayrılırlar. Kertenkele ve yılan gibi sürüngen canlılar soğukkanlıdır. Yani, vücut ısılarını ortamın sıcaklığına göre değiştirebilirler. Sıcak ortamlarda vücut ısılarını arttırırken, soğuk ortamlarda ise azaltırlar.

Ancak, biz insanlar, sıcakkanlı canlılarız. Dışarısı soğuk da olsa, sıcak da olsa vücut ısımızı yaklaşık 36 derecede sabit tutmaya çalışırız. Sıcak havalarda terlememizin sebebi, iç ısımızın aşırı artmasını engelleyip organlarımıza ve bedenimize zarar gelmesini önlemektir. Terlediğimiz zaman sadece iç organlarımızın ısısını azaltmakla kalmayız, terimiz buharlaşırken vücudumuz da bu yolla soğur.

Soğuk havalarda ise dişlerimizin takırdaması, kaslarımızın titremesi ve sürekli kasılmış durumda olmamız iç ısımızı arttırmaya yönelik ortaya çıkan bir reflekstir. Çünkü, kaslar çalıştığı zaman, ortaya bir ısı enerjisi çıkar, etrafa sıcaklık yayar ve bu yolla da vücudumuz ısınır.

“Terledim, soğudum, rüzgâr çarptı, sırtım ağrıyor.”, “Çok üşüdüm, belim tutuldu.” veya “Cam açıktı, yel girdi, boynum tutuldu.” gibi pek çok örnek vücudun ısınmak ve soğumak için verdiği tepkiler sonucu ortaya çıkar.

Peki, herkes bunlara maruz kalırken neden sizde ağrı ya da tutulma oluyor?

Burada bir yanlış anlaşılmayı düzeltmemiz gerekiyor: Gergin veya sert kaslar, normal hallerindeyken ürettikleri kuvveti üretmekte zorlanırlar. Dokunduğunuz zaman gergin, nispeten ağrılı ve “sertleşmiş” boyun, omuz ve sırt kasları aslında yeterli kuvveti üretemediği için ve uzun süreli uygunsuz kullanıma bağlı olarak zamanla gerginleşmiştir. Kaslardaki bu durumu, beyin daha güçlü olmak için geliştirir. Ancak, uzun süreli durumlarda hem bu gergin kasların dolaşımı bozulur hem de kaslar normalde çalışması gereken şekilde çalışamaz.

Bu üst paragrafta bahsettiğim mekanizma, “yel girmesi” olarak tabir edilen durumun hazırlayıcısıdır. Gergin olarak gördüğünüz kasları ve bazen yaptığınız ani hareketlerde ağrı giren yerleri dikkatlice gözlemlerseniz aşağı yukarı benzer yerler olduğunu görebilirsiniz. Bunun temel sebebi kasların yüklenmeyi kaldıramamasıdır.

Rüzgârda, ter soğurken ve soğuk havalarda kaslar ısı üretmek için (siz hissetmeseniz dahi) ufak ufak titrerler. Bazen tüm vücudunuz titrediği zaman bu, görülebilir ve daha net hissedilebilir hale gelir. Ancak, dışarıdan göremeseniz bile bu kaslar ısı kaybını engellemek için fazladan çaba harcarlar. Yoğun bir tadilat ya da ev işinden sonra “bedeniniz soğuduğunda” veya rüzgâra maruz kaldıktan birkaç saat sonra buralarda sinsice ağrı başlamasının sebebi bu kaslarınızın harcadığı efor sebebiyle yüklenme kapasitesini geçmiş olmanızdır.

Şimdi, “yel girdikten” sonra yapabileceğiniz şeylere bir göz atalım:

* Basitçe, sıcak bir duş alın.
* Hareket etmeyi kesinlikle ama kesinlikle bırakmayın!
* Ağrısız açılarda günlük hareketlerinize devam etmenin bir yolunu arayın.
* “Kasları açmak için” kendi kararınıza göre germe egzersizleri yapmayın. Sert germeler bu durumda vücudunuza başka zararlar verebilir.
* 1 – 2 gün içinde geçmiyorsa mutlaka bir fizyoterapiste başvurun ve bir daha bu durumla karşılaşmamak için neler yapabileceğiniz ile ilgili fikir alın.

Bir fizyoterapistle birlikte çalışarak basitçe çözülebilecek bir problemde vücudunuzu lütfen ecza deposuna dönüştürmeyin!

Şanslısınız fizyoterapistiniz burada!

Onur SEYREK, Fizyoterapist (Fizyoterapistinizle ilgili detaylı bilgi almak için lütfen tıklayınız.)