Diz Ağrılarınızın Sebebi Ya Menisküs Değilse?

“Merdiven inip çıkarken zorlanıyorum; dizimi büküp açarken sürekli ‘küt’ sesi duyuyorum; uzun süre oturamıyorum; çömelirken ve koşarken dizim çok ağrıyor.” ifadeleri size tanıdık geldi mi?

Peki, uzun süreli yolculuk yaparken ya da sinemadaki gibi belli bir süre hareketsiz oturduktan sonra ağrınızın başlamasıyla dizinizi uzatıp çekme, hareket ettirme ihtiyacı duydunuz mu hiç?

İşte tüm bunların nedeni tıp literatüründe “Patellofemoral Ağrı Sendromu” olarak geçen “Sinema Belirtisi” olarak da adlandırılan “ön diz ağrısı” olabilir.

Diz ekleminin kemik yüzeyleri, birbirine kıkırdak yapıdaki menisküslerle ve iç bağlarla bağlanmıştır. Menisküs, dize binen yükün ekleme düzgün ve daha geniş alana yayılarak iletilmesini sağlar, böylece diz ekleminin fazla yükten zarar görmesini önler. Diz kapağı ise dizi darbelerden korur ve uyluğun ön kısmındaki Quadriceps kasının kuvvetini, kaval kemiğine ileterek kasın etkinliğini artırır, böylece diz hareketlerinin daha kolay, zorlanmadan yapılabilmesini sağlar.

Patellofemoral eklem denilen kısım, diz kapağı ve uyluk kemiği arasındaki eklemdir. Normal koşullarda, bu eklemin çevresindeki yapıların dengede olmasıyla ağrısız ve düzgün hareket edebiliriz. Diz kapağı ile uyluk biz hareket ederken farklı derecelerde sürekli birbiriyle temas halindedir. Diz düz pozisyondayken bu iki kemik en az etkileşimdedir. Diz büküldükçe birbirlerine daha fazla temas ederler, bu da ekleme binen yük ile basıncı artırır.

Diz  kapağının, bacak hareketleri sırasında farklı yönlere minik hareketleri vardır. Herhangi bir problemden dolayı diz kapağının fazladan yer değiştirmesi eklemde uyumsuzluk oluşturup, basıncı daha fazla artırabilir, bu da ağrıya yol açabilir.

Son dönemlerde yapılan çalışmalar PFAS’ın sadece diz çevresindeki problemden kaynaklı olmadığını, bu eklemin anormal kalça hareketlerinden de etkilendiğini ortaya koymuştur.

Kalçadaki Problem Nasıl PFAS Oluşturur?

  • Kalçadaki bazı kasların çalışma mekanizmasındaki bozukluk, hareket ederken uygun zamanda devreye girememeleri; kalçayı, dizi ve ayağı domino taşı gibi etkiler.
  • Özellikle bacak üzerine ağırlık verilen durumlarda, merdiven inip çıkarken kalçadaki bu kontrolsüzlük daha da artar.
  • Uyluk ve kaval kemiği arasındaki uyumlu duruş bozulur.
  • Diz içe doğru gidebilir ve X bacak görüntüsü oluşabilir.
  • Diz kapağı da bu durumu tolere etmek için dış yana kayabilir.

PFAS’da ağrı şikayeti dışında, uyluk ve diz kapağının birbirine sürtünmesinden kaynaklanan ses duyulabilir. Diğer diz problemlerinde de görülebilen; boşalma hissi, kilitlenme, şişlik gibi bazı klinik bulgular da olabilir. Özellikle menisküs yırtıkları ile benzer semptomları olduğu için ayrımın bir uzman tarafından yapılması gerekir. Uygun değerlendirme testleri ile bu ayrım kolayca yapılmaktadır.

PFAS tedavi edilmezse zamanla kıkırdakta aşınma meydana gelebilir.

Tedavide, cerrahi yöntemlerden önce fizyoterapi yöntemlerinin uygulanmasının gerekliliği, yapılan çalışmalarda gösterilmiştir. Fizyoterapist tarafından yapılacak ayrıntılı değerlendirmelerle, ağrıya neden olan esas faktör tespit edilir ve kişiye özel tedavi programı oluşturulur. Manuel teknikler, bantlama teknikleri, ayak ve diz ortezleri tedavide destek olarak kullanılabilir.

Tedavide en önemli şey, ihtiyaca yönelik oluşturulan egzersiz programıdır. 6 haftalık kısa dönem egzersiz tedavileri bile olumlu sonuçlar vermektedir. Ancak sadece dize yoğunlaşarak yapılan egzersizler ilk etapta rahatlama sağlasa da problemin tekrar etmesi olasıdır çünkü esas problem çözülmemiştir. Bu yüzden, özellikle bacaktaki uyumlu duruşun yeniden kazanılmasına yönelik fonksiyonel egzersizler yapılmalıdır. Kalça egzersizlerinin ve ayakta gövde kontrolü ile dengeye yönelik yapılan egzersizlerin, PFAS tedavisinde çok etkili olduğu birçok çalışmada gösterilmiştir.

Her şeyden önemlisi, egzersizi doğru öğrenmektir, işi uzmanından öğrenin.

Merak etmeyin fizyoterapistiniz burada!

Saliha Şeyma ÇINAR, Fizyoterapist (Fizyoterapistinizle ilgili detaylı bilgi almak için lütfen tıklayınız.)

KAYNAKÇA:
  1. Barton CJ, Lack S, Malliaras P, Morrissey D. Gluteal muscle activity and patellofemoral pain syndrome: a systematic review, Br J Sports Med. 2013.
  2. Demirci S. Patellofemoral Ağrı Sendromunda Hareketle Mobilizasyon ve Bantlamanın Ağrı, Fonksiyon ve Denge üzerine Kısa Dönem Etkilerinin Karşılaştırılması, Sağlık Bilimleri Enstitüsü  Spor Fizyoterapistliği Programı, Yüksek Lisans Tezi, Ankara: Hacettepe Üniversitesi, 2014.
  3. Motealleh A, Kordi Yoosefinejad A, Ghoddosi M, Azhdari N, Pirouzi S. Trunk postural control during unstable sitting differs between patients with patellofemoral pain syndrome and healthy people: A cross-sectional study, Knee, 2018.
  4. Fukuda TY, Rossetto FM, Magalhães E, Bryk FF, Lucareli PR, de Almeida Aparecida Carvalho N. Short-term effects of hip abductors and lateral rotators strengthening in females with patellofemoral pain syndrome: a randomized controlled clinical trial,  J Orthop Sports Phys Ther. 2010.

Karnımın İçindeki Minik Balonlar Dışarı Çıkmak İsterse Ne Yapacağım?

Halk arasında rahim, mesane veya bağırsak sarkması olarak geçen  pelvik organ prolapsusu, pelvik organların vajina içine veya vajinadan dışarıya sarkması olarak adlandırılır. 2017 yılında yayınlanan bir çalışmaya göre (1) 20-29 yaş grubu kişilerde %6,6 oranında görülen pelvik organ prolapsusu, 50-59 yaş grubundaki kişilerde %55,6 olarak bildirilmiştir.

Pelvik organ prolapsusu, pelvik organların değil etrafında bulunan yumuşak dokunun deformasyonu sonucu ortaya çıkar.

Peki, bu nasıl oluyor?

Bunu sizlere anlatırken çok başarılı bir kadın sağlığı fizyoterapisti olan meslektaşım, Heba Shaheed’in “Balon” betimlemesinden yola çıkmak istiyorum.

Pelvik bölge, vajinal açıklıktan yukarıya doğru baktığınızı hayal ederseniz göreceğiniz alandır. Bu alanda, hemen iki büyük balon göreceksiniz bunlardan birisi mesane diğeri ise rahim. Biraz daha geride bir zar ile ayrılmış olan üçüncü balon ise rektum. Bu balonları yukarıya ve yanlara asan küçük bağlantılarının yanı sıra sanki aşağıya düşmelerini önlüyormuş gibi hamak görevi gören, yatay bir hat üzerinde uzanan yapı ise pelvik taban kasları.

Bu anlatım tabii ki anatomi ile birebir örtüşmüyor ama yazının devamında anlatacaklarım için bu betimleme oldukça işimize yarayacak.

Bazen bu balonları taşıyan hamak yani pelvik taban kaslarımız aşağıda sıraladığım sebeplerden dolayı işini yapamayabilir. Bu durumda üç balon birlikte veya tek başlarına sarkabilir veya dışarıya çıkabilirler.

Pelvik organ prolapsusu riskini artıran durumlar

  • Doğum yapmak (doğum öncesi pelvik taban fonksiyonuna bağlı olarak, doğum sırasında gelişebilecek durumlar; vakum kullanımına ihtiyaç, ilk doğum olması veya SSVD ile yüksek ağırlıklı bebek vb.)
  • Kronik kabızlık
  • Yaş almak
  • Fonksiyonel güçte veya kasılma kapasitesinde olmayan pelvik taban
  • Obezite
  • Ağır kaldırmak
  • Tekrarlayan/kronik üriner enfeksiyon

Pelvik organ prolapsusunda şikayetler neler olabilir?

Bu şikayetleri deneyimlemek kişiye özgü olsa da aşağıdaki gibi sıralanabilir;

  • Sanki bir şeyleri aşağıya doğru düşürecekmiş hissi
  • Aşağıda bir şeyler sürükleniyor hissi
  • Belin alt kısmında ağrı hissi
  • Bütün bu şikayetlerin; uzun süreli ayakta kalmak, ağırlık kaldırmak, sportif aktivite vb. durumlarda artması, uzanmak, yatmak durumlarında azalması pelvik organ prolapsusunu düşündürür.

Pelvik organ prolapsusunun klinisyenler için 5 ana bulgusu vardır.

  1. Vajinal dolgunluk hissi

Kişinin,  “Sanki bir şeyler aşağıya iniyor.” veya “Sanki bir şeyler aşağıya iniyor, düşürecekmişim gibi hissediyorum.” dediği durumdur.

Bu durum genellikle hayati fonksiyonları tehdit etmese de günlük yaşam kalitesini oldukça düşürür.

  1. Pelvik bölgede baskı hissi

Kişinin,  ‘karnımın alt bölgesinde ağırlık hissediyorum’ veya ‘ kasıklarıma doğru bir basınç hissediyorum.’ Dediği durumdur.

  1. Sabitleme/ dijitasyon

Bu kişinin en ‘içgüdüsel’ çözüm arayışıdır. Parmaklar yardımıyla prolabe olan kısmın (sarkan balon alanının) yerine iç güdüsel olarak, parmaklar yardımıyla itilerek daha rahat idrar yapma veya daha rahat defekasyon(kaka yapma) durumu olarak tanımlanabilir.

Bu durum geçici ve riskli bir çözümdür mutlaka klinisyen ile paylaşılmalıdır.

  1. Alt bel ağrısı veya sakral ağrı

Bel bölgesinin alt kısmında, sakral alanda periyodik olabilen ağrıdır. Nadir bir bulgudur.

  1. Kanama, enfeksiyon, akıntı

Nadir bulgular arasındadır fakat varlığı klinisyen ile mutlaka paylaşılmalıdır.

Bütün bu semptomlara ağrılı cinsel ilişki, kabızlık, idrar kaçırma veya işeme sorunları ( kesikli işeme, işeme sonrası damlama vb.) eşlik edebilir.

Bütün bu durumlarda bir kadın sağlığı fizyoterapisti ile çalışmak sizin için oldukça önemlidir.

Çünkü bilimsel veriler göstermektedir ki pelvik organ prolapsusu sorunu yaşayan kişilerden yalnızca %11’i cerrahi seçenekleri değerlendirmekte ve bu kişilerin %13’ü, 5 yıl içinde yeniden bir cerrahi operasyona ihtiyaç duymaktadır.

Geriye kalan kişiler ise ya durumu bir şekilde kabullenerek günlük yaşam kalitesini ciddi anlamda düşürmekte ya da diğer tedavi seçeneklerini denemektedir.

Ülkemizde pelvik taban sorunu yaşayan kadınların, kadın sağlığı fizyoterapisti ile çalışma oranı giderek artmakta ve bu durum kadınlarımızın yaşam kalitesini hızla ve ciddi bir oranda artırmaktadır.

Yine bilimsel veriler incelendiğinde görülmüştür ki, pelvik organ prolapsusu tanılı kadınlarda pelvik taban kas eğitimi ve fizyoterapi müdahalesi,  semptomlarda yüksek oranda iyileşme sağlamaktadır. (3-4)

Cerrahi dışı tedavi seçeneklerinde kadın sağlığı fizyoterapisi oldukça kıymetli ve geniş bir alan kaplamaktadır.

Böyle bir durumla karşı karşıya kaldığınızda çoğumuzun tercih ettiği gibi internetten çözüm arayışına girmek sizi büyük bir bilgi kirliliğinin içine çekebilir. Karşınıza çıkması muhtemel eksik veya uygun olmayan seçenek kegel egzersizleridir. Pelvik organ prolapsusunun mekanizması ve bireyselliğinden ötürü kegel egzersizlerinin anlamsız kalması muhtemeldir. Bu durumda, kadın sağlığı fizyoterapistinizin sizi bireysel olarak değerlendirmesi ve pelvik taban kas eğitimi, egzersiz, nefes yönetimi, günlük yaşam aktivitelerinin düzenlenmesi, pesser kullanımı ve uygun pesser seçimi konusunda size özgü bilgiler vermesi oldukça kıymetlidir.

Cerrahi, seçenekleriniz arasında olsun veya olmasın bu alanda donanımlı ve yetkin bir kadın sağlığı fizyoterapisti ile çalışmak hem sağlığınız hem konforlu günlük yaşamınız için en güvenli seçenek olacaktır.

Merak etmeyin fizyoterapistiniz burada!

Dilay YAVUZ TUNÇ, Fizyoterapist (Fizyoterapistinizle ilgili detaylı bilgi almak için lütfen tıklayınız.)

 

KAYNAKLAR
  1. Kari Bo. Pelvic floor muscle training in treatment of female stress urinary incontinence, pelvic organ prolapse and sexual dysfunction, World Journal of Urology, 2012.
  2. Hagen S, Stark D, Glazener C, Sinclair L, Ramsay I. A randomized controlled trial of pelvic floor muscle training for stages I and II pelvic organ prolapse, International Urogynecology Journal, 2009.
  3. Baykuş Y, Deniz R, Kavak EÇ. Pelvik organ prolapsuslu olgularda semptomatoloji, Kafkas J Med Sci, 2017.