Müberra Tanrıverdi: Yutma Güçlüğünün Farkındayız!

Disfaji yani yutma güçlüğü, birçok tıbbi durumda görülebilen bir bozukluktur.

Yutma ile ilgili sorunlar beslenme, yemeğin tadını alma ve hatta nefes almayı engelleyebilir.

Yutma Güçlüğü Belirtileri

  • Yuttuktan sonra ağız boşluğunda kalan yiyecek veya sıvılar
  • Ağızdan sızıntı yapabilen yiyecek ve sıvılarda dudak kapama özelliğini koruyamamak
  • Burun boşluğundan sızan yiyecek ve/veya sıvılar
  • Yiyeceklerin “yapışma” şikayetleri
  • Boyunda “dolgunluk” şikayetleri
  • Yutkunma esnasında ağrı şikayeti
  • Yemek yerken, içerken veya sonrasında ıslak veya sert bir şekilde çıkartılan ses
  • Yemek yeme esnasında veya içtikten sonra öksürük
  • Nefes alma ve yutmayı koordine etmede zorluk
  • Tekrarlayan zatürre/solunum yolu enfeksiyonu ve/veya ateş
  • Bir şeyi çiğnerken veya yutarken fazladan çaba ve zaman harcamak
  • Yemek yeme alışkanlığındaki değişiklikler
  • Yeterince yiyememekten dolayı kilo veya su kaybı

Yutma Güçlüğünün Yönetimi 

Yutma değerlendirmesi, yutma fonksiyonunda meydana gelen bozukluğun kapsamlı bir şekilde tanılanmasında ve rehabilitasyona yön vermek amacıyla yapılır. Görüntüleme ve klinik değerlendirme testlerinden oluşur. Bunlar; hikaye almak, fiziksel değerlendirme, klinik yutma ve beslenme değerlendirmesi ile aletsel değerlendirmeler olarak sıralanabilir.

Disfajili bireylerin yönetimi

Birincil hedef, bireyin sağlık durumunun nasıl korunabileceği veya en üst düzeye çıkarılabileceğidir. Kapsamlı değerlendirme sonuçlarına dayanmalıdır. Karar verme, bireyin genel durumu ve gidişatı hakkında birçok faktör göz önünde bulundurulmalıdır. Bu, bireyin sağlığı ve teşhisi, biliş, sosyal durum, kültürel değerler, ekonomik durum, motivasyon ve kişisel tercih ile ilgili bilgileri içerebilir. Birincil hedef, bireyin sağlık durumunun nasıl korunabileceği veya en üst düzeye çıkarılabileceğidir.

Yutma rehabilitasyonunun temel amaçları

  • Güvenli bir şekilde yeterli beslenmeyi desteklemek ve oral alımına geri dönmek.
  • Yutma güvenliğini sağlamak için en uygun besleme yöntemini belirlemek.
  • Pulmoner komplikasyon riskini en aza indirmek.
  • Hastanın yaşam kalitesini en üst düzeye çıkarırken hastanın ve bakan kişinin yükünü azaltmak.
  • Yutkunma emniyetini ve verimliliğini artırmak için tedavi planları geliştirmektir.

Tedavi seçenekleri

Sorunun tam olarak nedenine bağlı olarak değişkenlik gösterir. Değerlendirmenin tamamlanmasından sonra, klinisyen elde edilen verileri, hangi tedavi seçeneklerinin en faydalı olacağını belirlemek için kullanabilmelidir.

Yutma bozukluğunun tedavisi;

    • Normal yutma fonksiyonunun yeniden sağlanmasını
    • Diyet tutarlılığını
    • Hasta davranışı değişikliklerini
    • Veya bu yaklaşımların kombinasyonunu içerebilir.

Egzersiz gibi rehabilitasyon teknikleri, bireyin yutmasında, altta yatan fizyolojik fonksiyonu iyileştirerek kalıcı değişim sağlar. Birçok alıştırmanın amacı, o andaki açığı telafi etmek yerine, fonksiyonu iyileştirmektir. Telafi edici teknikler kullanıldığında yutmayı değiştirir, ancak kalıcı fonksiyonel değişim yaratmaz.

Rehabilitasyon ekibi

Değerlendirmeden tedaviye kadar kapsamlı bir bakım sağlamak için birlikte çalışırlar. Yutma terapistiniz, radyoloji, gastroenteroloji, kulak burun boğaz, nöroloji, beslenme ve onkoloji uzmanlarıyla bilgi paylaşımı içindedir.

Özetle; bireysel farklılıklar, değerlendirme ve terapide özel tekniklerin seçimini gerektirmektedir. Yutma bozukluklarının değerlendirilmesi ve  tedavisi sürecinde ekip çalışmasının önemi unutulmamalıdır. Disiplinler arası iletişim, yutma problemlerine farklı açılardan bakış, problemlerin anlaşılabilirliğini ve erken müdahale şansını yükseltecektir.

Siz veya sevdiğiniz biri yutmakta zorluk çekiyorsa, muhakkak yutma rehabilitasyonu konusunda uzman bir fizyoterapiste danışın.

Merak etmeyin fizyoterapistiniz burada!

Müberra TANRIVERDİ, Fizyoterapist (Fizyoterapistinizle ilgili detaylı bilgi almak için lütfen tıklayınız.)

 KAYNAKLAR
  1. Logemann J. A. Manual for the videofluorographic study of swallowing Vol 2, Pro-ed, TX: Austin, KiCon Academic, 1993.
  2. Langmore S.E.  History of fiberoptic endoscopic evaluation of swallowing for evaluation and management of pharyngeal dysphagia: changes over the years, Dysphagia, 2017.
  3. Jones E, Speyer R, Kertscher B, Denman D, Swan K, & Cordier R. Health-related quality of life and oropharyngeal dysphagia: A systematic review, Dysphagia, 2018.
  4. Logemann  J. A. The effects of VitalStim on clinical and research thinking in dysphagia, Dysphagia, 2007.
  5. Easterling C. 25 Years of dysphagia rehabilitation: what have we done, what are we doing, and where are we going?,  Dysphagia, 2017.

 

SU

Yaşam kaynağı suyun şifai yönü milattan önceki (M.Ö.) devirlere kadar uzanmaktadır. Mısır ve Madagaskar’da M.Ö. 500 yılında, St. Moritz’de M.Ö. 2000 yıllarında bile insanların sağlık amacıyla sudan faydalandıkları bilinmektedir.

Hayatımızda su içmenin ve suya girmenin önemi herkesçe bilinen tıbbi bir gerçektir. Ancak sağlığımızı korumak ve geliştirmek için suyu sadece içerek değil bizzat içerisine girerek de kullanabiliriz. Suyun fiziksel sağlık için kullanılmasına hidroterapi denir.  Hipokrattan günümüze gelen bu yöntem 1910’lu yıllar itibari ile su içi egzersizlerle birleşerek “akuatik rehabilitasyon” halini almıştır.

Akuaterapi, suyun sağladığı avantajları kullanarak kas-iskelet sistemi, sinir sistemi, kardiyovasküler sistem, solunum sistemi hastalıkları ve fiziksel bozukluk oluşturan durumların su içi egzersizlerle rehabilite edilmesi olarak tanımlanmaktadır. (6)

Su içi egzersizlerde amaç, yapılarımızın yük taşıma miktarını azaltarak hareket kabiliyetini artırmak bunun yanı sıra deri üzerinden yoğun duyu girdisi sağlamaktır.

Su, fiziksel özellikleri itibari ile sağlığımızın korunması yönünde oldukça etkin bir ortamdır. Peki bu fiziksel özellikler ne anlama gelir?

  • Suyun hareketlerimize direnç göstermesi güçlenmemizi,
  • Kaldırma kuvveti ve viskozite eklem yapılarımızın korunmasını,
  • Hidrostatik basınç (suyun vücudumuza uyguladığı basınç) ise dolaşımımızın hızlanmasını ve akciğerlerimize giren havanın çok daha kolay ve tam olarak boşaltılabilmesini sağlar.

Akuatik terapi veya diğer bir adıyla hidroterapi;

  • Bel – boyun ağrıları gibi ağrılı durumlar
  • MS, inme- omurilik yaralanması, CP, parkinson vb. nörolojik hastalıklar
  • Duruş bozuklukları
  • Diz – kalça ağrıları ve spor yaralanmaları gibi ortopedik sorunlarda ve daha birçok alanda kullanılabilecek bir fizyoterapi metodudur.

American Journal of Lifestyle Medicine’da yayınlanan bir derleme, su içinde yapılan rehabilitasyonun bel ve sırt ağrılarındaki etkinliğini ortaya koymaktadır.  Yayınlanan bu derlemede, standart protokoller 541.590 çalışma arasından seçilen, standart egzersiz programları ile su içi egzersizleri kıyaslayan 9 çalışma istatistiksel verileri ve yazar görüşleri açısından incelenmiş, sonuçta su içi egzersizler ile zenginleştirilen programların bel ve sırt sağlığı açısından faydalı olduğu yönünde öneriler verilmiştir. Bununla birlikte literatürde su içerisinde yapılan egzersizlerin diz, kalça sorunları bulunanlar için de daha güvenli olduğunu söyleyen birçok çalışma bulunmaktadır. Sarsak ve arkadaşlarının Ürdün’de yaptıkları çalışma, diz ağrısı sorununda klasik egzersiz programlarına haftada 3 gün su içi egzersiz eklendiğinde daha etkin sonuçlar elde edilebildiğini göstermiştir.

Omurilik yaralanmaları, inme, MS gibi sebepler ile denge ve yürüyüş bozuklukları vb. sorunları olanlar, su içerisinde çok daha rahat ve güvenli hareket edebilme olanağına sahip olabilirler. Ayrıca girdikleri su, vücut ısısına yakın bir sıcaklıkta ise anormal kas kasılmalarını çok daha rahat kontrol altına alabilirler. Zhu ve arkadaşlarının inme hastalarında klasik egzersiz programları ile hidroterapi destekli programları kıyasladıkları çalışma, su destekli egzersizin daha etkin olduğunu gösteren çalışmalardan sadece biridir. Zhu ve arkadaşları, inme geçirmiş kişileri 4 hafta boyunca su destekli tedavi etmişler ve sonuçta denge parametrelerinde önemli ölçüde toparlanma tespit etmişlerdir.

2014 yılında Darüşşafaka Rezidansları’nda 65 yaş üstü bireylerle yaptığımız su içi ve su dışı egzersiz programlarını kıyaslayan çalışma, bizlere özellikle belirli bir yaş üstündeki bireylerin su ortamında daha güvenli, keyifli ve efektif egzersiz yapabildiğini göstermiştir.

Tüm bu fiziksel faydalarla birlikte özellikle deniz suyu, bileşenleri açısından kan plazmamıza benzer nitelikte olduğundan dolayı içerisindeki minerallerin emilimi çok kolaydır. Bu mineraller ve amino grubu asitler bağışıklık sistemimizin güçlenmesi açısından da çok faydalıdır.

Literatür, her durumda egzersizin etkin bir yöntem olduğunu net bir şekilde ortaya koymuştur ve özellikle hastalık durumlarında fizyoterapistler eşliğinde yapılması gereken bir terapi yöntemidir. Su içi egzersizler, etkin olmakla birlikte asla vazgeçemeyeceğimiz klasik fizyoterapi programına eklenerek standart programın etkinliğini artıran bir ajan olarak nitelendirilmelidir.

Sonuç olarak, hasta olsun olmasın suya giren herkes onun nimetlerinden faydalanır. Hepimizin yapabileceği basit su içi yürüyüşlerin, su kenarında yapılabilecek bacak kaldırma- kol açma gibi basit egzersizlerin genel ağrılarımıza iyi geleceğini, vücut sistemlerimizi düzenleyeceğini hesaba katarak bol sulu ve özellikle de bol denizli bir yaz geçirmenizi tavsiye ederim.

Merak etmeyin fizyoterapistiniz burada!

Volkan YÜZLÜ, Fizyoterapist (Fizyoterapistinizle ilgili detaylı bilgi almak için lütfen tıklayınız.)

KAYNAKLAR
  1. Akman N, Sürenkök  Ö. Hidroterapi ve Akuatik Rehabilitasyon Ders Kitabı, Ankara, Haberal Eğitim Vakfı, 2006.
  2. Giaquinto S, Ciotola E, Dall’Armi  V, Margutti F. Hydrotherapy after total knee arthroplasty. A follow-up study,  Arch Gerontol Geriatr, 2010.
  3. McNeal R.L. Aquatic therapy for patients with rheumatic disease, Rheum Dis Clin North Am, 1990.
  4. Pabian P, Patel C. Aquatic exercise for treatment of low-back pain: a systematic review of randomized controlled trials, American Journal of Lifestyle Medicine, 2013.
  5. Zhu Z, Cui L, Yin M, Yu Y, Zhou X, Wang H, Yan H. Hydrotherapy vs. conventional land-based exercise for improving walking and balance after stroke: A randomized controlled trial,  Clinical Rehabilitation ,  2015.
  6. Bavlı Ö. Havuz Pliometrik Egzersizleri İle Alan Pliometrik Egzersizlerinin Adolesan Dönem Basketbolcuların Biyomotorik ve Yapısal Özelliklerine Etkisi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü Beden Eğitimi ve Spor Ana Bilim Dalı, Doktora Tezi, Adana: Çukurova Üniversitesi, 2009.