Postür Hikayesi

Ortopedik ve Spor Fizyoterapi Dergisinin son sayısında yayınlanan makale; hastalar, klinisyenler, medya ve toplum tarafından sıklıkla tartışılan postür hakkında yaygın inançlarımızı, bilimsel kanıt ışığında mercek altına alıyor.

“Yanlış” oturmak, ayakta durmak ve öne eğilmenin omurga ağrılarına sebep olduğu yaygın bir inanç. Duruşunuzu düzelterek ağrılarınızı geçirmeyi vaat eden birçok sağlık hizmeti ve ürün bulunmasına rağmen duruşunuzun, ağrı ve sakatlanmalar ile ilişkisini açıklayan bir kanıt bulunmuyor.

Postürle ilgili sahip olduğumuz yaygın inançları şöyle sıralayabiliriz;

  • Kambur durmak, öne eğik oturmak, eğilip doğrulmak omurga için kötüdür. Bu yüzden dik oturmalı ve eğilip doğrulurken omurgayı düz tutmalıyız.
  • Omurga ağrılarından korunmak için karın ve bel bölgesindeki ‘core’ kaslarımızı güçlü tutmalı ve eğilip doğrulurken ağırlık kaldırırken sıkmalıyız.

Ağrının, dik durarak ya da “doğru” hareket ederek önlenebileceğine dair medyada birçok yayın görüyoruz. Ancak duruşumuz, oturuşumuz ve öne eğilip doğrulma ve ağır kaldırma ile ağrı arasında ilişki olduğuna dair bir kanıt bulunmuyor.

Aksine bu tarz uyarıların, daha fazla korku ve olumsuz inançlara sebep olarak hareketle ilgili bir korku kültürü yarattığını artık biliyoruz.

Ağrı şikayeti olan kişilerde postür değerlendirmesi; fizyoterapist ile hasta arasında bir ilişki kurulmasına yardımcı olurken gerilim, koruyucu hareketler, rahatsızlık ve ruh hali ile ilgili bize genel bilgi sağlar.

Ağrı şikayeti olmayan birinde postür değerlendirmesi ile ağrıyı önleme arasında bir ilişki olmadığı bulunmuştur.

Omurga sağlığı ile ilgili kullandığımız “dil” in önemi güncel çalışmalarda gösteriliyor; “Dik otur / Dik dur”, “Oturmak senin için kötü”, “Postürün bozuk” gibi ifadeler fazlasıyla yaygın olmakla beraber omurga ağrıları ile bir ilgileri yok! Aksine, sadece vücudumuzla ilgili olumsuz bir algı oluşturarak, üzerimizde gereksiz bir stres yaratıyorlar.

Hepimiz ince ayrıntılarda birbirinden farklı bedenlere sahibiz, herkes için doğru tek bir duruş, oturuş ya da hareket şekli bulunmuyor.

Bunun yerine herkesi “kendi rahat ettiği” şekilde oturmaya, ayakta durmaya ve hareket etmeye teşvik etmek en faydalı yaklaşım olacaktır.

Sağlığınız için; Fizyoterapistiniz burada.

Zeynep SEYRAN, Fizyoterapist (Fizyoterapistinizle ilgili detaylı bilgi almak için lütfen tıklayınız.)

[“Sit Up Straight”: Time to Re-evaluate] makalesinden alıntı yapılmıştır.
Slater D, Korakakıs V, O’sullıvan P, Ther GD, Nolan D, O’sullıvan K, Ther M. “Sit Up Straight”: Time to Re-evaluate, J Orthop Sports Phys Ther , 2019.

 

 

Eyvah!!! Ayağım Burkuldu????

Ayak bileğimiz, güçlü ve koruyucu bağlarla çevrelenmiştir. Bu bağların temel görevi ayak bileğinin hareketini uygun açılarda tutmak, ayağın dönmesini ve burkulmasını engellemek böylelikle ayak bileğini sakatlıklardan korumaktır. Ayağın içe ya da dışa dönmesiyle bu bağlarda, burkulmanın olduğu bölgedeki kas ve diğer dokularda zorlanma ve yırtılmalar oluşabilir.

Ayak bileği en sık;

  • Ayağın içe ya da dışa dönük olarak yere basması
  • Ayak bileğinin dönmesine neden olan düşmeler
  • Ayağa alınan darbeler
  • Ayağa verilen yükü dengeli dağıtamamak, gibi durumlarda burkulmaktadır.
  • Aktiviteye uygun ayakkabı seçmek, topuklu ayakkabı giymekten kaçınmak
  • Egzersiz ve spordan önce ısınmak
  • Tehlikeli zeminlerde daha dikkatli olmak, ayak bileği burkulmalarından korunmanıza yardımcı olabilir.

Ayakta oluşabilecek bir yaralanma, doğru iyileşme gerçekleşmezse tekrar yaralanma riskini doğurabilir.

Ne kadar önlemeye çalışsak da ayak bileği burkulmaları hemen herkesin başına gelebilecek bir durum.

Peki, bileğimizi burktuğumuzda ne yapmalıyız?

Burkulmadan sonra ayakta şunlar olabilir;

  • Ağrı / Hassasiyet
  • Şişlik
  • Morarma / Renk Değişikliği
  • Isı Artışı
  • Hareket Kısıtlılığı

Bileğimizde ya da vücudumuzun herhangi bir yerinde bir yaralanma olduğunda vücudumuz inflamasyon denilen, koruyucu bir süreç başlatır. Yukarıdaki belirtilerin hepsi bu sürecin birer parçasıdır. Bu belirtilerin olması son derece normal ve iyileşmenin başlayabilmesi için gereklidir. İlk aşamada yapmamız gereken bu sürecin yaşanmasına izin vermek ancak bu belirtileri mümkün olduğunca azaltmak olacaktır.

Peki, bunu nasıl yapacağız?

  • Soğuk uygulama, kan dolaşımı yavaşlatarak bölgedeki ağrı, şişlik ve ısı artışının azalmasına yardımcı olur. Buz uygulamalarında ideal süre 12 dakika olup 15 dakikayı geçmemelidir. Buz direkt deriye temas etmemelidir. Buz uygulamasının bazı kişilerde ağrıyı arttırdığı da görülmüştür bu durumda uygulama bırakılmalıdır.
  • Ayağı kalp seviyesinden yüksekte tutmak da ağrı ve ödemin azalmasına yardımcı olacaktır.
  • Bileği korumak, ağrıyı ve şişliği azaltmak için bantlama ya da elastik bandaj yapılabilir.  Bandaj çok sıkı olmamalı, dolaşımı engellememelidir. Gece uyurken çıkarılmalıdır.
  • Ağrı çok fazla ise hekim kontrolünde ağrı kesici ilaçlar kullanılabilir. İyileşmeye direkt bir etkisi olmasa da ağrıyı kontrol altına almaya ve fonksiyonel iyileşmeye yardımcı olabilmektedir.
  • Sıcak uygulamalar, masaj, şiddetli ve yorucu egzersizlerden uzak durulmalıdır.

Peki gelelim asıl sorulara: Ayak bileğim burkuldu, ne kadar istirahat ettirmeliyim? Üzerine ne zaman basmalıyım? Egzersize ne zaman başlamalıyım ?

Bağın tamamen kopmadığı hafif ve orta derece burkulmalarda istirahat önerilmemektedir. Ayağınızın üzerine basmaktan ve ayağınıza yük bindirmekten korkmayin. Normal eklem hareketlerinin ve egzersize bir an önce başlamanın iyileşmeyi hızlandırdığı bilinmektedir. İstirahatin aksine erken dönemde hareket etmeye başlayan ayak çok daha erken fonksiyonel kapasitesine ulaşacaktır. Sadece ayak bileğinin ileri geri hareket ettirilmesi bile ödemin azalmasında büyük etkiye sahiptir.

Yapılacak egzersizler ezbere bir program olarak değil kişiye özel belirlenmelidir. Ayak bileği karmaşık bir yapıdır ve etkilenebilecek çok doku vardır.  Hedef, yaralanan bağın derecesine uygun tedavinin bir an önce başlatılması olmalıdır. Öncelikle mevcut yaralanmanın iyileşme sürecini en kısa sürede ve doğru bir biçimde tamamlamak amaçlanır. Yaralanmanın olmadığı durumlarda ise eklemi tekrar yaralanmadan korumak amacıyla denge, koordinasyon, esneklik, kuvvet ve stabilizasyon egzersizlerinden uygun olanlar belirlenir ve uygulanır. Uygun testleri yaparak problemi doğru teşhis eden ve doğru egzersiz programını çizen kişiler fizyoterapistlerdir.

Korkmayın, fizyoterapistiniz yanınızda !

Hüseyin KARAKAYA, Fizyoterapist (Fizyoterapistinizle ilgili detaylı bilgi almak için lütfen tıklayınız.)

KAYNAKLAR
  1. KIRDEMİRV, ASLAN A, Ayak Bileği Bağ Yaralanmaları, Türkiye Klinikleri J Surg Med Sci, 2007.
  2. Polat O, Güler İ, Tek İ,  Öğüt H, Yıldız A. Ayak Bileği Lateral Ligament Yaralanmaları Tedavisi,  Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Mecmuası Cilt 55, Sayı 3, 2002.